çok geçmiş olsun tez zamanda iyileşip tekrar eski saglıgına kavusması dilegimle _________________ beldeyama + xt125x + twister + er-6f
= 240s massey ferguson
Kayıt: Mar 13, 2006 Mesajlar: 399 Nereden: Taşdelen Illegals
Tarih: 02.05.2006 - 08:38 Mesaj konusu:
Doğan + İlkokul mezunu sürücü = Kaza , o kadar cok kişi ilkokul mezunuki eğitim zorunlulugunu yükseltseler trafik derdimiz bitecek _________________ KTM EXC 450 R
Kayıt: Mar 31, 2005 Mesajlar: 670 Nereden: istanbul
Tarih: 02.05.2006 - 09:32 Mesaj konusu:
geçmiş olsun acil şifalar diliyorum
Alıntı:
sahin marka bir arac
özellikle bu tiplere dikkat etmek gerekiyor teneke yığını şahin ve versiyonları bide hanzoların eline geçince malesef kaza kaçılılmaz oluyor _________________ motosiklet gezmek içindir,racing EZZZZMEK içindir.
Kayıt: Apr 13, 2006 Mesajlar: 25 Nereden: istanbul
Tarih: 02.05.2006 - 10:49 Mesaj konusu:
Çok geçmiş olsun Vural' a ve eşine, hafif atlatılmış bir kaza ama gene de vural da kırıklar olmasaydı keşke.Kaza haberi duymak çok üzücü, iyi ki korumaları varmış... Arkadaşlar gün geçtikçe trafikte motor sayısı artmakta ama bu 4 veya daha fazla tekerli araçların bize alışması veya bizi tanıması analmına gelmiyor. Her fırsatta medyanın yazılı , sözlü, göresel alanlarında MOTOR ve MOTORCULARI doğru ifade edecek haber ve duyuları yapmalıyız...
Kayıt: Dec 05, 2004 Mesajlar: 9 Nereden: Ystanbul-Çanakkale
Tarih: 02.05.2006 - 17:11 Mesaj konusu:
Öncelikle, geçmiş olsun mesajları yazan, telefon edip beni yanlız bırakmayan, ziyaretime gelen tüm dostlarıma teşekkür ederim. Bu kadar sevildiğimi bilseydim bu bacağı daha önce kırardım.
İnanın böyle bir grubun parçası olduğum için, böyle arkadaşlara sahip olduğum için çok ama çok mutluyum. Bu birlikteliğimizin hep sürmesi en büyük dileğimdir.
Gelelim kaza öncesi ve sonrası yaşananlara... Açıkcası hala nasıl olduğunu tam olarak tarif edememekteyim.Fakat garip tesadüfler bir araya geldiler. Ailemi ziyaret için gittiğim memleketim Kastamonu'dan cumartesi dönmek üzere plan yapmıştık. Cuma günü şööle bir internete girdiğimde üç günlük hava durumu ile göz göze geldim.. Üç gün yağış gözüküyordu. Eşimle konuşup, yola çıkmaya karar verdik. Bir saat içinde tüm hazırlıklarımızı tamamlayıp marşa bastık. (not: kimsenin aklına apar topar yapılan işler yüzünden eksik gedik bir şey bıraktığım gelmesin. Motosikletimin tüm bakımları ve kontrolleri bir gün önce serviste yapıldı. Özene bezene yağını değiştirdik, fren hidroliği, zincir bakımı yapıldı ... Ağlamak istiyorum...)
Yola çıkarken şehir merkezinden eşe dosta "helva" alalım dedik. Eski motorculardan Hayri Abi'nin dükkanına uğrayıp alışverişimizi yaparken bana hangi yolu kullanıcağımı sordu..Bilmeyenler için açıklayayım Kastamonu - İstanbul arası ilk bölüm için tercih edilebilecek iki yol var. Birisi Araç, Karabük üzerinden. Bozuk bir yol. Genelde tercih etmiyorum ama bazen virajlarını sevdiğim için giriyorum. Gelirken bu yoldan gelmiş ve pişman olmuştum.. Bozuk yolu bir tarafa inanılmaz üşümüştük.Ama yoldaki bir kaç fabrika satış mağazasına uğramak ve bir iki hediye almak istiyorduk.. Diğer güzergah Ilgaz üzerinden Samsun asvaltına bağlanan yol. Kısa bir Ilgaz tırmanışından sonra gayet iyi ve mantıklı bir yol. Hayri Abi'nin sorusu üzerine Karabük üzerinden gitmek istediğimi söyledim. Oda bana:
-Yav motorcu adamın o yolda ne işi var, sen Ilgazdan git
deyince Eşim Derya'ya oradan gidelim mi diye sordum ve son an güzergah değişikliği ile yolumuzu Ilgaz Dağına çevirdik. Bu doğa harikası dağda durup birbirimizin fotoğraflarını çekerken ve şebeklik yaparken başımıza gelecekleri bilmiyorduk tabi.. Yanımızdan geçen Ambulan şöförü ile ertesi gün Hastanede tanışacağımızı, "Ben sizi gördüm, resim çekdiriyoduğuz" diyeceğini bilseydim.... neyse ......
Gelelim kazaya..
Sağ olsun benim Cbr 180 km yol yapınca yedek depoya düşer. Bu yolu sık sık kat ettiğim için Kastamonu'dan yola çıktıktan tam 180 km sonrasındaki Shell benzinliğe girer mola veririm. Benzinlikte çalışanlar motor meraklısıdır ve her zaman çay kahve ısmarlarlar. Bu sebepten benzinliğe girme planlarımı en başından beri kurduğum noktaya 200mt kala sol sinyalimi yaktım. Her zaman olduğu gibi arkamı kontrol ettim. Arkamdaki araç epey uzakta idi. Yavaş yavaş hızımı düşürdüm. Karşıdan kamyon geliyordu ve ben önünden hızla geçmek istemedeğim için karşısına atlamadım. Aynaya baktım ve arkadaki aracın yaklaştığını gördüm. Tahminen 200-300 metre vardı aramızda. Dur şuna yol vereyim dedim. Yavaş yavaş sağa yanaştım. Banket çizgisinin üzerinde durmak üzere iken bir fren sesi ve hala kulaklarımda çınlayan o çarpma sesini duydum....
Hangimiz terstik bilmiyorum ama eşimi bir saniyeliğine ters gördüm. Yere düştüğümü biraz yuvarlandığımı biliyorum. Baktım Derya bir kaç metre yanımda ayağa kalkmaya çalışıyor, var gücümle bağırdım: "sakın kıpırdama, ayağa kalkma" diye. Ona doğru süründüm. O sırada bacağımda bir sorun olduğunu anladım. Eşim bana ben ona, defalarca, ben iyiyim sen nasılsın? sorusunu sorduk. Sağımı solumu kontrol ettikten sonra boynumu yokladım ve kaskımı çıkarttım. Derya'dan çıkartmamasını istedim. Biraz daha konuşup kaskını çıkarttık.En büyük korkum, kabusum arkadan darbe aldığını düşündüğüm eşimdi.
Bu sırada "beyaz şahin"den inen kalabalık bir aile bağırarak üstümüze gelmeye başladı. Genç bir çocuk, küfürün bini bir para vaziyetinde gömleğini yırtarak üstümüze koşmaya başladı. Yanında kız kardeşi ve sonradan babası olduğunu anladığımız "Selami Bey" avazları çıktığı kadar bağırıyordu. Genç çocuk ettiği küfürlere kendini fazla kaptırınca Babası "Selami Bey" oğluna okkalı bir osmanlı tokatı patlattı. Yerimden kıpırdayamıyordum. Sağ olsun Derya benim yerime gerekenleri söyledi.
"Selami Bey" Oğlunu dövmeyi bitirmiş, sinyalin nerde diye üstüme yürümeye başladı. Kafamı kendini dağlara vuran motoruma çevirdim... Sinyalim hala yanıyordu.. Bağırarak adama gösterdim.
Benzinlikten yardıma koşan adamlar "Selami Beyi ve oğlunu uzaklaştırdılar. Bir an beni unutan sevgili eşim Derya, arabadan inen ve ayılıp bayılan bir kadına su içirmeye başladı. Bize çarpanların kendilerine gelmelerini sağladıktan sonra tekrar yanıma döndü.
Geçen dakikalarda polis ve jandarma gelmeye başladı. Gelen polisler aklı başında ve soğuk kanlı idiler. Bilincimin açık olup olmadığını anlamaya çalışan polise:
- Bakın bakın şahit olun, sinyalim hala yanıyor diyordum.
Arkadan gelen Ambulansa çizmemi çıkarıp destek alarak, ayakta bindim.
Gerede Devlet hastaneciğine( hastane dersem sağlık ocaklarına ayıp olacak) gittik. Acildeki doktorcuk röntgenlere bakıp:
Yav adını bilmiyorum, işte şu kavalın yanındaki ince kemikte küçük bir kırık var, endişelenecek bir durum yok..... dedi.
Bacağımı bir karton parçasına sardılar ve Bolu'ya sevk etmek istediler. Kabul etmedim. Kastamonu'ya gitmek istediğimi, tedavimin orada yapılmasını istediğimi söyledim. Olurdu olmazdı derken bir süre bekledik. Bu sırada karakoldan gelen astsubay ifademi aldı. Telefona sarılıp avukat bir arkadaşımın direktifleri ile ilk ifademizi verdik. Bu sırada çocukluk arkadaşım, Yamaha bayii ve servisi olan Serhat, amcam ve amcamın oğlu geldiler. Daha yerde yatarken aramıştım onları. Şu cep telefonu ne güzel bir icat!! Serhat motoru kamyonete yükledi. Eşim ve bende Amcamın arabasına bindik. Sevkimizle birlikte yola koyulduk. Dönüşte kaza yerindeki benzinliğe uğradık. Görgü şahitleri ile konuştuk.
Anlatılanlara, motorun durumuna ve yoldaki lastik izlerine bakılırsa kaza şöyle olmuş. "Selami Bey" kaptırmış geliyor... Sürat ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Zira kazadan bir kaç dakika önce onu sollamıştım
ve tahminen 150 km/s gibi bir hızı vardı. Anlaşılan o ki "Selami Bey" ne benim sinyalimi, ne fren lambalarımı, nede yolun durumunu önemsememiş. Kendisi sinyalimin yanmadığını ve yolun ortasında olduğumu iddaa ediyor. Oysa bana yolun sağında sinyalim yanarken çarpmış. Herhalde işin gerçeği döneceğimi gördü, "bu motor nassolsa; şunun sağından gazlıyım" dedi. Benim sağa yanaştığımı fark etmedi ve görünce frenlere asıldı. Kayan araba bankete indi (yada çokça sağa yanaştı) ve motoruma sağ arka peg'in altından vurdu. Kendisi bana Arabasının sağ önü ile motorumun soluna vurduğunu söylemişti. Görenler arabanın sol tarafı ile sağıma vurduğunu söylüyorlar. Yol durumu ve kaza sonrası araçların yeri şöyle:
Tahminimiz o ki ilk darbeyi arka lastik aldı.Eşim motordan fırladı. Motorun sağ tarafında peglerin bağlı olduğu döküm bölümler, beyin, tüm kuyruk grenajları, kırılmış. İkinci tahmin, sağ bacağımdaki iki kırıktan yola çıkarak ya araç bacağıma çarptı yada ben motorla bir kez sağa düştüm. Ama eşimle ben birbirimize yakın noktalarda idik. Aramızda bir - iki metre vardı. Motorumsa almış başını tepelere doğru gitmiş. Darbe sağdan geldi ise motor ve biz nasıl sağ tarafa düştük tam bilmiyorum. Çok tahmin var ama emin olamıyoruz..
Araç bizden yaklaşık 50 metre ileride, yolun sağında durabildi.İşte fotoğraflara bakıp yorum yapabilirsiniz. Benzinlikten bir pompacı arkadaş, şivesi ile şöyle anlattı:
- Abey, bi bakdım motor tek başına gidiya. Anam dedim, şardossun gaza oldu dedim. Bakdım ki bi yandada araba va..aldım sürahiyi goşs goşa geldim..
Yani her nasılsa benim Cbr biraz yalnız yola devam etmek istemiş. Neyse çok uzattım..
Kastamonu'ya gece 00.30 gibi ulaştık Ortapedist'imiz hemen röntgenleri çekti. Gülerek asıl ciddi kırığın dizimin az üstünde sağ yanında olduğunu söyledi. Alçıya almadan eve gönderdi. Sabah erkenden tekrar hastaneye döndük ve baldırıma kadar alçıya alındım. Ağrım, sızım pek yok. Genel sağlık durumumuzda çok iyi.. Pazar günü Moto GP'ye gelmek isterken kendimizi Çanakkale'de bulduk..
Kıssadan Hisse
Her zaman olduğu gibi, kaza esnasında ve sonrasında, "motorcu"luğu en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım..
1. Donanım: Her ne olursa olsun, motosikletiniz ne kadar küçük, yolunuz ne kadar kısa da olsa, çok dikkatli ve saygılı bir sürücüde olsanız, örnekte olduğu gibi bir "Selami Bey" size arkadan çarpabilir. Eşim ve ben Kaskımızdan eldivenimize, "tam korumalı" olmasa idik zararımız çok ama çok artacaktı. Derya'nın omuz korumasının üstü, dizi (ki pantalonunda çift diz koruması var) ,kalçasında ve eldiveninde hasar var. Sırtında çanta olduğu için montu sırttan hasar almamış ama çantamızda yırtıklar var.
Kaskımı tam arkadan yere vurdum. eğer olmasa idi ne yapardım bilmiyorum... Her zaman, ama her zaman "tam koruma"....
2. Kaza sonrasında sakin olmak, suçlu ile, görgü şahitleri ile, polis ile, doktor ile sakin ve bilinçli konuşmak lehimize.
Görünen o ki 6 hafta kadar evde bilgisayar başında olacağım..
Beni yalnız bırakmayan tüm dostlarıma:
Sizleri çok seviyorum.. İyi ki varsınız....
Bu başlığı açan Sevgili Selçuk Abime'de teşekürlerimi borç bilirim.
çok geçmiş olsun yaa..hakkaten üzüldüm Allah hepimizi bu tür ve hertür kazalrdan korusun...saygılar... hakkaten çok geçmiş olsun ama inan hikayeni okurken güldüğüm yerlerde oldu...hele o sağlık memurunun asıl kırk dizin üstünde deiğinde öbür doktorların seni postalyışı pompacının yanınıza gelirken söylediği sözler...en önemliside abi bu kazanın üstüne böyle bir şekilde anlatabiliyorsun yaaa bunlar sana... :alkış :alkış :alkış :alkış :alkış :alkış :alkış :alkış :alkış saygılar...tüm kardeşlerim teekrardan Allah böyle kazlardan korusun...Ama gelirsede artık cana gelceine mala gelsin demekten başka sözümüz yok...
Kayıt: Mar 18, 2004 Mesajlar: 1866 Nereden: İstanbul
Tarih: 16.05.2006 - 17:17 Mesaj konusu:
Vural'cım telefonda abi kaza yaptım dediğinde şok olmuştum. Malum katılımcı olduğun siteye girmiyorum demiştim. Ama körmüşüm ki burada da açılmış. Ancak kaza başlığı altında açılan topicleri oldum olası okumuyorum, korkutuyor, ürkütüyor. Tekrar geçmiş olsun. Gerçi defalarca telefonda konuştuk ama olsun.
Ne yaptın parçalar ile ilgili olarak görüştün mü? Yardımcı oldular mı? Bu konularda bilgilendirirsen hiç olmazsa bahaneyle konuşmuş oluruz. _________________ SEDAT GÜVEN
ST 1300 PAN EUROPEAN
İSTANBUL
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız