halkım öKKKüz kardeşim. görmezler. görse de aldırış etmezler.
ilk defa yağmurda motora bindim hakikaten ıslanıyorsun ve kaskın da kötü oluyor, malum silecek de yok.
pek hoş bir deneyim olmuyor. kısacası zevk işkenceye dönüşüyor.
saygılar.
asfalt buzlu iken karlı havada ZZ-R 1100 ü yaklaşık 500 metre kadar gittim hiç düşmeden ama nasıl 30 km hız 3 viteste motor başladı silkelemeye stop edecek 2 vitese attım tabi o anda gazı biraz fazla vermişim yanlayarak en az beş altı metre gitmişimdir bi buzda düşmediğimiz kalmıştı ama düşmedim ve sağsalim kapalı garaja geldim vee üstüne bir bardak su yusuf yusuf dedi güzeldi ama racing motorlada güzel oluyo hani ama tavsiye etmem _________________ Umuda kur?un syksada ?l?m,unutma umuda kur?un i?lemez G?L?M...
valla arkadaslar kışın binilir diosunuzda gel eskişehirde bin. motosikletimi karların altından çıkartıp garaja götürmem için 10 dakikam vardı... ıslak havada ıyı korunmayla donanımla binilir tabiiki ama -8c da deli olmak lazım tam anlamıyla... _________________ suzuki gsxr750-suzuki gsx-1300R Hayabusa 99- cok iyi iyinin dusmanidir...
ben bu topikten sonra deneme yaptım 2 kere düştüm :oops: motor yerinden bile kımıldamadı ayrıca buzda motor gitmiyorki arka teker boşa dönüyor :oops: lastik yakmaca olayı ama lastikde yanmıyor 8)
ben hala tv seyredin derim _________________ Takma Kafana Kasktan Başka
ben Antalyada yaşıyorum. Burada sadece yağmur var. kar ve buzlu yollar yok. Yinede ıslak yolda motor kullanılmasını tavsiye etmem. Mecbur kalınması durumunda da 40 km/h aşmadan kullanıyorum.
Kayıt: Mar 18, 2004 Mesajlar: 1856 Nereden: İstanbul
Tarih: 27.01.2005 - 12:33 Mesaj konusu:
Selam Arkadaşlar,
Kış zorludur. Kışın gerçekten yol, ciddi iştir. Motorcular, en fazla kazayı, ilk iki yıldan sonraki iki yılda yapar. Yani dört yılı deviren motorcu, kolay kolay boya yaptırmaya gitmez. İlk iki yılda tırsaklığın koruduğu, sonraki yıllarda tecrübenin koruyacağı arkadaşlara bazı öğütler çıkıyor. İnşallah dinlemeyi uygun bulurlar da, hep beraber bu yolların tozunu atmaya devam ederiz.
Konumuz aşırı soğuk havada sürüş. Siz siz olun, eğer kecrübesizseniz kışın, özellikle de tek başınıza, şehir içi mesafeyi aşmayın. Gerçi İstanbul gibi şehirdeyseniz ve Pendikten Beylikdüzü'ne gidiyorsanız, bu şehirlerarası yoldan bile uzundur. Kışa güven olmaz. Bozuk havada yola çıkacaksanız ya full ekipman çıkın, yada hiç çıkmayın.
Bununla beraber, diyelim ki bir şey oldu, apar topar yola çıktınız ve tam dönerken, hava birden bozdu. Hafif hafif kar attırmaya başladı,hava ayaz. Bu durumda ilk duraklayabileceğiniz noktada durun ve geri dönün. Varsayalım bunu yapamadınız ve yola devam etmek zorundasınız;
Her şeyden önce vücut ısınızı korumanız lazım
Vücudun kendini koruma mekanizması harekete geçtiğinde kalp, ciğerler, böbrekler ve diğer hayati organlara zarar gelmemesi için, kan akışını yeniden düzenler. Bu yüzden, en uzaktaki organlara giden kan miktarı azalır.
Bunun anlamı, vücudun gerekirse el ve ayakları feda etmek bahasına, hayati organları koruma çabasıdır. İnsanın en çok ısı kaybettiği yerlerden biri de elleridir. Motor kullanan biri, ellerinin hassasiyetini, katiyyen ve katiyyen yitirmemelidir.
Gerçi şimdi bazı motorların elciklerinde ısıtma sistemi var velakin bunlar, ellerinizi belirli bir ısıya dek korur. Böyle havalarda yetmez. Kalbe uzak tek önemli organ el mi? Hayır. Kafa da kalbe yeterince uzak. Kan, boyundaki atardamarlardan geçerken fazla ısı kaybettiğinden vücut beyne verdiği kan miktarını azaltacak. O zaman ne olacak? Beyne az kan gittiği için düşünme ve karar verme hızı düşecek. Bu da konsantrasyon eksikliğine neden olacak. Sonrası..Düşünmek bile hoş değil.
Yeterince beslenemeyen beyin, normal zamanda "saçma"diyeceği kararları "mantıklı"bularak, kazaya davetiye çıkartır.
Bu durumda yapılabilecek en mantıklı şey ilk noktada mola vermektir. Böyle durumlarda motor sürmek zorunda kalan arkadaşlara, kısa aralıklarla durup, vücutlarına egzersiz yaparak ısıtmaları gerekir.
Boynun ve başın korunması hayatidir. Kaskınızdaki rüzgarlık dolayısıyla başınız korumalı olabilir ama, boyun kısmının korunması biraz önce yukarıda anlatılan sebeple çok önemlidir. Yanınızda boynunuzu korumak için özel bir şey yoksa bile, motorunuzun bir yerinde muhakkak boynunuza dolayarak şahdamarlarının geçtiği bölgeyi koruyacağınız örtücü bir nesne bulunmalıdır. Hiçbir şey bulamazsanız Gazete kağıdı da işinizi görür.Belki biraz boynunuza rahatsızlık verir ama, bu havada böyle bir şeye kalkışmakla, bunu dünden kabul etmiş durumdasınız.
Tamam bunun için bir sürü araç, gereç var. Goretexi, neopleni, kaplumbağa kürdü denileni, özel başlığı vel hasılı kelam envaisi var.
İkinci önemli nokta, kesinlikle hız yapmamaktır. Yağmur ya da kar, bir şeye çiselemeye başlamışsa, büyük ihtimalle yerde de de bizi bekleyen sürprizler her zaman vardır.
Bir su birikintisi her zaman potansiyel tehlikedir.
Çünkü, yurdumuzda asfalt deliklerinin ne kadar derin olabileceği hakkında hiçbir kaynak bilgi veremez. Karayollarımızda, en namlı “off road”yarışına şapka çıkarttırabilecek büyüklük ve derinlikte çukurlar bulunmaktadır.Bu su birikintileri, yolculuk esnasındaki tek tehlike değildir. Yol, böyle havalarda, sanki çok gerekliymiş gibi, yer yer buzlanma eğilimine girer. Uzunca bir çizgi halinde giden buzlanmış bir bölge bile, yüksek hızda can sıkıcı sonuçlara sebep olabilir. Eğed daha önceden yağmış ve erimiş karlı bir yolda ilerlemekteyseniz, öncelikle köprülerde dikkatli olun, Çünkü köprülerdeki buzlanma, normal yoldaki buzlanmadan daha geç çözülür. Buzlu yolda azıcık kaymakla, yere pike yapmak arasında çok ince bir çizgi vardır.
Mümkün olduğunca düz gitmeye çalışın. Ani dönüşlerden yada frenlerden kaçının. Buzlu olduğu kesin belli olan bir yerden geçerken, hız ayarlaması çok önemlidir. Eğer hızlı girerseniz virajın dışına, yavaş girerseniz virajın içine doğru kayarsınız. Devirli makinalarda motor freni ideal yavaşlama yollarından biridir.
Buzlu yolda karşınıza bir tepecik çıkarsa hızınızı azaltın, motorun üzerine iyice yatın ve frenleri hafifçe sıkarak inin. İnerken kaymaya başladığınızı hissederseniz, freni bırakın.
Eğer inişli değil, çıkışa rast gelirseniz, tepenin eteğinde biraz gaz verip, elinizi yavaş yavaş gazdan çekin ve motorun varolan enerjisiyle tepeye çıkmasını sağlayın.
Yol üzerinde mola verebileceğiniz yerler varsa, tereddüt etmeden durun.
İki saatte bir mola vermeniz sizin için hayırlı olacaktır. Eğer hava berbatsa, yolculuk süreniz bir saati geçmesin. Yol kenarında bir çorbacıya girin. Bir çorba söyleyin, iliğinizi kemiğinizi bir güzel ısıtın, tuvalete gidin ve hakikatten hazır olduğunuza inandığınız an yola çıkın. (En son öğrendiğim şeylerden biride tuvalet ihtiyacı mesane dolu iken asla yol yapmayın kaza durumlarında ilk mesane patlıyor) Vücut motorunun yakıtı yiyecek olduğundan, bir şeyler atıştırmayı ihmal etmeyin. Soğukta, o yedikleriniz, kalori olarak size geri dönecektir. Vücutta su kaybı da olacaktır. “İçerim bir çay” iyidir hoştur da, sadece içecek yetmez. Mis gibi bir tavuklu şehriye ya da mercimek çorbası cana can katıp, göze fer, batna cila verecektir. Bu mola konusu fevkalade önemli. Atlamamanız şiddetle tavsiye ederim. Alkol kesinlikle çok tehlikeli söylemeye dahi gerek yok.
Böyle havada titremeniz ya da soğuktan dolayı canınızın yanması hala bütün vücut fonksiyonlarınızın sizi idare edebilecek ölçüde çalıştığını gösterir. Yeniden yola koyuldunuz, biraz zaman geçti, hava buz gibi ama siz gayet keyiflisiniz ve hiç üşümüyorsunuz. Belki biraz dikkatinizi yoğunlaştıramıyorsunuz, hafiften de uykunuz geliyor gibi ama gayet mutlusunuz ya da bir şeyler hatırlayıp birdenbire acayip duygulandınız, neredeyse ağlayacak hale geldiniz hemen kenara çekin.
Böyle bir havada, soğuk dolayısıyla azap çekmeyen sürücü, donuyor demektir.
Henüz saçma sapan bir hata yapmadınızsa, bu sadece şanslı olduğunuz içindir. İlk geçen aracı durdurup, yardım isteyin.Utanmayı ya da gururu bir kenara bırakın, yoksa bir daha onları bir yana bırakma şansına sahip olamayabilirsiniz.
Aracın içine girip biraz ısının, durumu izah edin, mümkünse üzerinizdeki ıslak giysileri bir an önce çıkarın ve en yakın köy kahvesi ya da çorbacıya kadar sizi götürmesini isteyin. İşin şakası kalmamış, kenar çizgisinden sahaya dönmüşsünüz demektir.
Gittiğiniz yerde hemen sıcak bir şeyler (çorba, süt, et suyu falan) için. Yeniden motor kullanmaya başlamayacağınız için içecekleriniz alkollü olabilir. Zaten vücudunuzun eski haline gelmesi muhtemelen saatler alacaktır.
Gerçi yazılanların çoğu ekipmanı tam, lastikleri donanımlı arkadaşlarımız içinde geçerli tabi ama, siz siz olun, donanımsız çıktığınızda, bu yazı bizlere bir kere ders olsun, çekirgenin zıplamasına benzetmeyi _________________ SEDAT GÜVEN
ST 1300 PAN EUROPEAN
İSTANBUL
aynısı başıma geldi walla...
buna hipotermi deniyor ve inanın başınıza gelmesini istemezsiniz!
uzuvlarınız (eller, ayaklar vs) bi kere donmanın eşiğine geldiğinde ordaki hücreleriniz ölmeye başlıyor...
bu ilk seferde belli bir x sıcaklıkta 10 dakika içinde hipotermi (donma) başladıysa; bi dahaki seferde x ısı derecesinde 7. dakikada başlıyor...
bi dahakine 5. dakikada!
bu inanın böyle bir lanet döngü
mümkünse hipotermiye girmeyin...
tam 35 dakika ağladım yahu!
böyle bir acı olamaz!
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız