Kayıt: Aug 30, 2005 Mesajlar: 2516 Nereden: istanbul
Tarih: 09.09.2006 - 22:01 Mesaj konusu: Motorum, ben ve İstanbul
Sevgili MD dostları, bu sabah ne zamandır içime dert olan ve bir türlü kısmet olup başaramadığım bir olay için harekete geçtim... Ben ve motorum, sadece ikimiz, birer İstanbul sevdalısı olarak bu güzel şehri, hiç olmazsa bir kısmını beraberce gezelim dedik... Havanın parçalı bulutlu, İstanbul’a has hafif poyrazlı olması turumuzu atarken çok faydalı oldu. İlk durak Küçük Çamlıca tepesi ve oradan Kadıköy, Moda, Haydarpaşa, Marmara denizi, adalara bakış...
Biraz daha sağ tarafa doğru gözatınca İstanbul’un Avrupa yakası Sarayburnundan Yeşilköy’e kadar ayaklarınızın altına seriliyor...
Bu güzel panoramik manzaraya hakim olan tepede belediyenin işlettiği Cihan-nüma adıyla hizmet veren bir de restaurant var. Gerçekten konumu muhteşem...
Küçük Çamlıca korusu geniş bir alana yayıldığı için çok kalabalık olduğu zamanlar da bile sakin ve asude görüntüsünü koruyor. Ailelerin, sevdalıların ve gezginlerin, şehir içinde şehirden kopuk bir ayrı zamana sığınmaları için bulunmaz bir mekan...
Korunun ana kapısından çıktıktan sonra yolun öte tarafında daha yüksek olan Büyük Çamlıca tepesi yer alıyor. Diğer mekana göre geniş bir sosyal yapıya sahip tepe, muhteşem boğaz manzarasıyla dikkat çekiyor... Her iki tepenin de kendilerine has panoramik manzaraları var. Hepsi birbirinden güzel, bakmaya doyamayacağınız...
Çamlıca tepesini turlarken kuzeye doğru yürüme yolundan ilerlediğinizde Fatih Sultan Mehmet köprüsü manzaraya dahil oluyor, hemen arka yakın planda da yılan hikayesine dönen inşaatı ile TV kulesi... Bu şehirde yaşamanın bir ayrıcalık olduğunu anlamak için sadece boğaza bakmak bile yetiyor. İki elini aç yanlara; biri Avrupa’ya, diğeri Asya’ya uzanıyor.
Her iki tepenin ziyaretini tamamladıktan sonra Küçük Çamlıca’nın arka tarafından Acıbadem ve Koşuyolu’na doğru ağaçlı, güzel manzaralı bir yoldan yokuş aşağı inerken bu manzaranın cazibesi hemen yol kenarında durmama sebep oldu. Tarihi yarımada; Bizans’tan Osmanlı’ya ve şimdi de biz Türklere miras kalmış muhteşem güzelliğiyle gözlerimin önünde...
Yavaş yavaş yükseklerden sahile doğru inerken, bir başka tarihin yattığı ve çok fazla insanımızın asla birgün gideceğimizin farkında olmadığı bir yer daha dikkatimi çekti... Şiirlere, filmlere hatta fıkralara bile konu olmuş Karaca Ahmet Mezarlığı, eski ve yeni definlerin yanyana huzur içinde yattığı, çevresinden yüzlerce aracın, insanın dolanıp geçtiği bu mekanı, tam ortasından geçerek ibret vesilesiyle resimledim. Son durak; kara toprak...
Öteki alemin bekleme salonunu geride bıraktıktan sonra Harem üzerinden Salacak ve Üsküdar güzergahı için ilk molamızı Salacak sahili balıkçı barınaklarının orada verdik aziz dostumla... Sol tarafta Tophane’den, resmin en sağında Dolmabahçe’ye kadar olan klasik İstanbul kıyı şeridi ve hemen ortada yer alan efsanelerle, gizemlerle dolu Kızkulesi... Yanıbaşında tarihin derin çizgilerine, modern makyaj sembolü Marmaray projesinin deniz çalışmalarını yapan inşaat platformu...
Beylerbeyi’ne geldiğim zaman hemen Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü’nün yanındaki sahil parkında doya doya baktığım bu güzelliği aziz dostumla birlikte resimlemek istedim. Rüzgarının asla eksilmeyeceği ve gölgesinde benden önce, benden sonra yüzyıllarca nice insanların birlik, beraberlik, dirlik, düzen içinde huzurla yaşamasını arzu ettiğim güzel bayrağımız... Canlar feda olsun... Rüzgarı bol, gönderi yüksek olsun...
Solda yer alan resimde; kıyıdan baktığınız zaman muhteşem boğazın, her zaman çalkantılı ama berrak sularını ve o çalkantıya eş değerde yoğun deniz trafiğini görebilirsiniz. Karşı kıyıda Ortaköy camii ve tepemizde kıtaları birleştiren Boğaz Köprüsü; inci gerdanlık.... Hemen sağdaki karede ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü... İstanbul Boğazı olur da köprü bir tane olur mu? Kıyıdan kıyıdan devam edip Anadolu Hisarı mevkiinden Kavacık taraflarına çıktık yol arkadaşımla... Ne zamandır uzaklardan görüp yanına gidemediğim o devasa bayrağın dikili bulunduğu TEMA Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi’ne geldik...
Otağ Tepe bulunduğu konum itibariyle farklı boğaz manzaralarına sahip çok güzel bir yer... Sol tarafa doğru yürüdüğünüzde 1. köprü ve Marmara denizine doğru çok derin bir seyir hakim... Boğazın her iki yakası da görüş alanınız içinde...
Bu güzel bitki bahçesi özenle yapılmış peysajı, bilimsel olarak bitki sınıflandırmasıyla Koç Holdingin sponsorluğu sayesinde bizlerin daha hoş ve zevkli vakit geçirebileceğimiz bir gezi alanı haline getirilmiş... Emeği geçen bütün herkese teşekkürler...
Yahya Kemal’in dediği gibi; “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” dizelerini, ben ve motorum ilke belirleyip, bir değil bir çok tepeden bakarak akşamı ettik. Koskoca bir şehiri ne bir güne ne de bir ömüre sığdırmak mümkün değil. Her sabahında her akşamında ayrı bir sevdanın, ayrı bir güzelliğin ve ayrı bir hüznün olduğu bu koca kent anlayana herşeyini veriyor. Tarihiyle, kültürüyle, tepeleriyle, kıyılarıyla onu yaşamak isteyenleri kucaklıyor... Bir de bu güzelim şehrin farkına varamadan sokaklarını gezen, kaldırımlarını çiğneyenler var. Onları da acımasızca yiyiyor. Bu kadarcık bir-iki resim ve üç-beş satır yazıyla İstanbul sevdamı dile getirmek istedim. 45 yıldır bu şehirde yaşayan biri olarak her gün yeni bir güzelliğini bana sundu... Ben de ona nankörlük etmedim. Şimdi de onu en güzel haliyle anlayabildiğim bir şekilde yeniden keşfediyorum. Belki birkaç tane daha 45 yıl gerekecek ama değer diye düşünüyorum. Geçmiş dönemlerimin hiç birinde bana bu kadar cömert davranmamıştı İstanbul... Bu bonkörlüğünü sahip olduğum yol arkadaşım, can dostum motosikletim için bana sunduğunu düşünüyorum... İstanbul’u yeniden yaşayın; motorla... İnanın hiç görmediğiniz bir şehir çıkacak karşınıza... Sevgiyle kalın... _________________
Kayıt: Oct 08, 2005 Mesajlar: 491 Nereden: Ystanbul
Tarih: 09.09.2006 - 22:17 Mesaj konusu:
o kavacık bizm buraya gelmişsin teme vakfı süperdir.Ama kanlıcaya inmemşisin hemen tema vakfını solundaki yokuştan bide orda Fatih Sultan Mehmedin ağacı var o da süperdir.
Kayıt: May 28, 2005 Mesajlar: 1161 Nereden: Çanakkale
Tarih: 09.09.2006 - 22:22 Mesaj konusu:
HULK
çok güzel bir gezi yapmışsın.İstanbul'u da bize çok güzel anlattın.Atalarımızın bize miras bıraktığı bu güzel toprakların değerini bir kere daha anlıyorum.Çok teşekkürler.
Motorun,Sen ve İstanbul harikasınız _________________ Küçük hırsızlıklar el feneriyle;büyük yolsuzluklar deniz feneriyle yapılır...
Kayıt: Feb 21, 2006 Mesajlar: 927 Nereden: İstanbul
Tarih: 09.09.2006 - 22:39 Mesaj konusu:
HULK, Enfes bir anlatım ve canım İstanbulum,emeğinize sağlık ,valla özendirdiniz,bende en kısa zamanda bir tura çıkarım artık. _________________ Mesuliyet yükü herşeyden,ölümdende ağırdır.(Mustafa Kemal ATATÜRK)
Kayıt: Aug 30, 2005 Mesajlar: 2516 Nereden: istanbul
Tarih: 10.09.2006 - 10:35 Mesaj konusu:
Sevgili motorcu dostlarım, buna benzer çok fazla proje var kafamda ama ne yazık ki zaman problemi yaşıyorum. Bu kaleme aldığım ve ancak iki satır yazıyla sizlerle paylaşabildiğim kısa turum, sadece İstanbul'un çok küçük bir bölümü... Daha nice güzellikler var, motorla bu güzel şehri başka açıdan gezecek, tanıyacak, yeniden keşfedilecek yerler... İnşallah fırsat buldukça; gerekirse daha geniş katılımlı arkadaşlarla beraber benzer turlar yaparız... Sayenizde kendime yeni bir misyon edindim... Her türlü eleştirileriniz için çok teşekkür ederim... Arkası gelecek inşallah... _________________
Kayıt: Aug 14, 2005 Mesajlar: 126 Nereden: Ystanbul-Üsküdar
Tarih: 10.09.2006 - 11:46 Mesaj konusu:
Gerçekten hoş bir gezi olmuş, imrendim doğrusu. Fakat yazıları okurkern ve fotoları incelerken farkettim ki; Belki de doğdum doğalı İstanbul'dayım diye bana çok olağan geliyor fakat şu güzelliklerin önünde bir pozum yokmuş adam gibi İlk fırsatta motoru alıp ben de böyle fotolar çekmek ve dolaşmak amaçlı geziye çıkacağım dedim kendi kendime _________________ \ LIVE TO RIDE, RIDE TO LIVE ///
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız