Kasım ayının gelmesiyle, kışın erken saldırısı bizleri PC başına, bowling salonlarına, cafelere tıktı. Güneşe ne kadar hasret kalacağız hesaplarına alternatif çözümler ararken, sel felaketleri tümden canımızı sıktı, yüreğimizi yaraladı... Parmak hesabıyla bile bahara 5-6 ay var, ne olacak, ne yapacağız? İşte bu dertlenmelerin kasvetini; sabah penceremden vuran güneşin sıcak kucaklamasıyla unutuverdim... Güzel bir kahvaltı ve ardından bir haftaya yakın zamandır brandasının altında beni bekleyen can dostumun yanına koştum. Pırıl pırıl güneş ve masmavi bir gökyüzü... Ama hangi mevsimde olduğumuzu çatır çatır haykıran bir de soğuk vardı. Aslında benim oturduğum mekan, rakım olarak epeyi yüksek, ben her zaman kışı ve soğukları erken yaşarım...
Hangi durumda olursa olsun, iklim şartlarına karşı brandayı her zaman örtüyorum. En azından havanın güneşli ve cazip, kışkırtıcı durumlarına karşı, hemen binip gidebileceğim bir halde hazır oluyor motorum... Motor brandası ve aksesuarlarının deposu olarak kullandığım eşimin arabasına koyuyorum herşeyi.... Yola çıkmaya hazırız... Bu arada; mutlaka 2-3 dakikanızı ayırıp, standart kontrollerimizi yapalım arkadaşlar... Zincir gerginliği, ışıklandırma, frenler, lastikler, yağ seviyesi gibi...
İlk durak Kalamış üzerinden Fenerbahçe ve Dalyan sahili...
Yazdan kalma bir günün tüm coşkusu; denize, havaya, çayıra, kıyıya her yere yansımış...
Sahilde yürüyüş yapanlar, bisiklete binenler ve denizin kıyısında kurumuş yosun kokusunu içine çekenler, sevdalılar, aileler ve benim gibi hayta emekliler... Hava öyle açık ki, adaların arkasından Armutlu yarımadasının silüeti görülebiliyor. Deniz beni çağırıyor, pırıl pırıl...
Belediyenin her sene yeniden peyzaj çalışmaları yaptığı kıyı şeridi, Tuzla’ya kadar devam ediyor. Hedef; ileride sisli bir görüntü arzeden Dragos tepesi... Ağır ağır, kıyıdan kıyıdan, denizi, yosunu, çimeni koklaya koklaya.... Hayatı, doğayı içime depolaya depolaya... Acelemiz yok, en azından benim...
Caddebostan sahili, benim çok sevdiğim ve bana acil ihtiyaçlar konusunda her zaman hızır gibi yardımı olan bir bölge... Benim için çok hayati önem taşıyan en önemli 2 özellik burada hep var... Burger King ve McDonalds....
Suadiye’ye doğru ilerledikçe, yazın sıcak günlerinde denizin üstünde salınan teknelerin, hazanla beraber karadaki çekek yerlerinde kış örtülerini çekip derin bir uykuya çekildiklerini görüyoruz. İnsan cıvıltılarının yerini, sararan yaprakların rüzgarla savrulurken çıkardıkları hışırtılar almış...
Güneşe rağmen hüzün kendini hissettiriyor... Deniz muhteşem, hırçın lodostan sonra berraklığını kıyılara armağan eder gibi dalgalarıyla kayaları okşuyor...
Okulların açılması ve mevsimin kışlaması çocuk oyun parklarında bile bir sessizliği hakim kılmış... Boş kaydıraklar, rüzgarla gıcırdayan salıncaklar... Kum havuzunda çocuk patiklerinin yerine yağmurun damla damla izleri oyulmuş... Sessizlik her zaman huzur vermiyor, burada hüzün var....
Bostancı’ya yaklaşırken, yazın sıcak ve uzun gecelerinde motorcu arkadaşların çayır-çimen toplantılarını yaptığı yerde her zaman rastladığımız güzel bir görüntü... Motosiklet eğitimi...
Bostancı Sürücü Kursu’ndan Vedat hocamız, bir motor sevdalısı arkadaşımızı bilinçli kullanıcı olarak yollara hazırlıyor... Kıvılcımın nerede çaktığı önemli değil, ateşin nasıl yanacağı mühim... Bu manzara, her motor tutkunu arkadaşlarımız için bir temel teşkil etmeli... Bu ateşe yanıyorsak, mangalımızı hazırlamalıyız... Bu da; iyi bir eğitim ve araştırmadan geçiyor. Bence günü en güzel değerlendiren bu eğitimi alan arkadaşım... Tebrik ederim...
Küçükyalı’ya doğru devam ettikçe sahildeki hareketlilik artıyor. Daha fazla insan bu havanın tadını çıkarmak için gelmiş... Kimi spor parkurlarında kimi yürüyüş yollarında... Çocuk parkında bile keyifli manzaralar var...
Yine bizden birileri, motor tutkunu bir çift havanın albenisini motorlarıyla deniz havası soluyarak çıkarıyorlar... Haftasonu olması halinde bu görüntünün daha kalabalık katılımlara dönüşeceğinden eminim, hafta içi olması çok fazla motorcu dostumu işlerinin başına çakmış durumda... Ama inanın sizlerle beraberim bu satırlarımda, bu sahillerde...
Belediye ekipleri, havanın avantajını, yeşil alanların düzenlenmesi için kullanıyor. Biçilen çimenlerin kokusu, dur-kalklarla egzoz soluyan genzimde taptaze bahar havası estiriyor... Kavşaklardaki fide dikimleri bile yaklaşan kışa inat, baharı haykırıyorlar...
Adım adım, vites vites, kare kare resimleyerek, Fenerbahçe’den hedef belirlediğim Dragos tepesine ulaştım... Yıllar öncesinin tenhalığına göre biraz daha yapılanmış, evler, villalar sayısal olarak artmış ama tepeden baktığımızda; klasik çarpık kentleşme panoramasıyla kıyasladığında yine de güzel bir duruşu var...
Eskiden en tepedeki kayalık ve ağaçlık bölgeye arabayla bile çıkabilirken, şimdi ormanlık alanın çevresi telle kapatılmış... Belki de iyi olmuş, o kadar çok piknik ateşine kurban ettik ki ormanlarımızı.... Ağaçların arasından adalar manzarasını izleyerek ve temiz yollarını aheste gazlayarak tepeyi bir uçtan bir uca turladım... Eteklerindeki bozuk kentleşmenin ortasında bir demet çiçek gibi fışkırmıştı Dragos...
Zamanın bir kumandası olsaydı, pause tuşuna burada basardım, günü tutmak, kaçırmamak için... Ama zamanı yakalayamadığımız için geride bıraktığımız anları resimlerle saklamaya çalışıyoruz. Her güzellik, bir süre sonra bitimine varıyor. Akşam olmasa, güneş batmasa bu yolculuk kim bilir nereye kadar giderdi...
Benim için, burada son buldu. Ama yarın ve daha sonraki gelecek günler, yolların bitmediğini anlatıyor. Gidecek, görecek, anlatacak çok yer, çok şey var... Bunları ancak motosikletle yakalayabiliyorum, o benim arkadaşım, hiçbir zaman, ne yokuşa ne yola itiraz etmedi... Hep yanımdaydı, bir de motorcu dostlarımın desteği...
Güzel ve yorucu bir günün ardından serçelerin eşlik ettiği nefis bir kollesterol yüklemesini hak etmedim mi? Bir lokma bana bir lokma da motor sevdalısı arkadaşlarım için... Afiyet olsun... Kalın sağlıcakla.... _________________
Kayıt: Mar 15, 2006 Mesajlar: 1255 Nereden: Ordu/Fatsa/Eskisehir
Tarih: 08.11.2006 - 23:30 Mesaj konusu:
Abi orası eski Maksim Gazinosunun ordaki Burger King değil mi?? Heyy gidii lise yıllarım geldi aklıma 50. Yıl Tahrandaydım ben Nostalji oldu bana da ayol _________________ Çamurluk dediğin yüksek olur...
Resimlere sindire sindire baktım...Kayalara vuran dalga seslerinden tutunda sercenin ötüşüne kadar hissettim ...En çok da motorunuzu ve sizi gezerken görmek sevindirdi...
HULK demiş ki:
Bir lokma bana bir lokma da motor sevdalısı arkadaşlarım için...
Bana hala Patso sözünüz var unutmayın ve bir yerlere de kaybolmayın sakın... _________________
Kayıt: Aug 26, 2005 Mesajlar: 1986 Nereden: KARŞIYAKA/İZMİR
Tarih: 08.11.2006 - 23:50 Mesaj konusu:
Yine güzel bir çalışma.!. İçine girmeye başladığımız kış tünelinde bir teselli gibi.. Ellerine sağlık Alparslan kardeşim..
Seviyoruz şu amerikan hamburgerini anasını satiim.. _________________ GÖZLERİME BAK, MOTORCU OLDUĞUMU ANLARSIN... VEE MOTORCULUK MOTORDA DEĞİL MOTORCUDADIR....
Kayıt: Oct 29, 2005 Mesajlar: 176 Nereden: istanbul
Tarih: 09.11.2006 - 00:02 Mesaj konusu:
Güzel bir gündelik gezi olmuş kendine has anlatım uslubunla birkat daha geziyi güzelleştirmiş.Hı bu arada dikkatimi çekti
Alıntı:
Eskiden en tepedeki kayalık ve ağaçlık bölgeye arabayla bile çıkabilirken, şimdi ormanlık alanın çevresi telle kapatılmış...
Bu resimde ki evi anımsadım çok eski ailevi dostlarımızındı burası eski Kastamonu valisi nur içinde yatsınlar onlarıda senin vasıtanla yad etmiş oldum.
Kayıt: May 04, 2006 Mesajlar: 3610 Nereden: aşkın olmadığı yerden
Tarih: 09.11.2006 - 01:31 Mesaj konusu:
işte ben bu adamı bunun için seviyorum ya ABBİİİİİİİİİ BÜYÜKSÜNNNNNNNN!!!!!
aarkadaşlar bu fotolara bakarken kafanız normalse bir de şunu deneyin 4 bira yı için ve arka fona yapıştırın hım i ondan sona her kelimesini okuyun ve her resme en az 5 dakika olmak üzere zaman ayırın .işte ozamn gerçekten anlıyacaksınız hulk abimizin büyüklüğünü.abimsin ya bu nekadar güzel bir topiktir bu ne muhteşem bir anlatımdır bu dehşet resimlerdir .bu gece en keyif aldığım an inanın bu topıce baktığım andır . abim tekrar söylüyorum
BÜYÜKSÜNNNNNNN!!!!!!!!!!!!
paylaşım için teşekkür ederim bile demiyorum sen anlamışsındır zaten ..... _________________
Kayıt: May 19, 2006 Mesajlar: 270 Nereden: istanbul
Tarih: 09.11.2006 - 10:25 Mesaj konusu:
Alıntı:
Caddebostan sahili, benim çok sevdiğim ve bana acil ihtiyaçlar konusunda her zaman hızır gibi yardımı olan bir bölge... Benim için çok hayati önem taşıyan en önemli 2 özellik burada hep var... Burger King ve McDonalds....
bu kısıma bayıldım... Sevgili AlpasLan Abimmm...Nami Değer HULK Abim gene kaliteni , tecrübeni , kılasını , hayat anlayışını , sevdanı , kimin aklına ne geliyorsa herşeyi yazılarınLa FOtolarınLa bizlere apacık anLatmışsın... TEBRİK EDİYORUM...
Keşke herhezin vakti olabiLsede senin bizlerLe gezdiklerini , görtüklerini payLaştıklarını payLaşSa nekadar güzel olurdu....
Bidahakine Artçı gelicem bak ona göre fotoları ben cekerim sen merakLanMa yemeKLErDe benden _________________ herkezlerden farklyyyz!! çünki deliyiz
Kayıt: Oct 08, 2005 Mesajlar: 1345 Nereden: İstanbul-Üsk.
Tarih: 09.11.2006 - 10:42 Mesaj konusu:
Abi, şileye geliyorsun değilmi?
Hem orada ağlayan kayaya tırmanacağız ama bu kez düşersen seni birdaha bulamayabiliriz
Gezin süper olmuş anlatımınında çok iyi tebrikler.
Kayıt: May 19, 2006 Mesajlar: 270 Nereden: istanbul
Tarih: 09.11.2006 - 13:48 Mesaj konusu:
hulk abii şileye gidersen bak mutLaka ara tamam mı?sana kayaLardan düşme konusunda bizzat yardımcı olucam bak söz _________________ herkezlerden farklyyyz!! çünki deliyiz
bravo valla abi sana yine anlatmışsın resimler süper,yazdıkların süper paylaşım için teşekkürler........ _________________ motorcu_haso2146@hotmail.com
motor: cbr125r repsol(SATILIKTIR)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız