Evet arkadaşlar bu seferki gezim diğeri kadar egzotik olmasa da bunun benim için yeri bambaşkaydı. Bu sefer bebeğimle, Siyah İncimle, kara oğlumla ikimiz düştük yollara. Halama, enişteme, babama, ve tek başıma İstanbul’dan Denizli’ye motorla gideceğimi söylediğimde gözleri açılan herkese karşı çok delikanlı bir tavır sergilediysem de aslında içten içe deli gibi tırsıyordum. Önceki gece heyecandan pek fazla uyuyamadım hatta. Her ne kadar kötü düşünceleri kafamdan kovmaya çalıştıysam da sevimsiz bir durumda neyi kime bırakacağımı belirlemiştim bile. Çok fazla değil, yaklaşık 2,5 saatlik bir uykudan sonra sabah 5:30 da evden çıktım. E tabi otopark görevlisine sabahın köründe motoru almaya geleceğini haber vermezsen bekçi köpekleri tarafından bi güzel tehdit edilirsin Yok ama ‘afferim’ dedim, iyi koruyorlar motorumu. Otoparka giremeyince tek çare köpekleri var güçleriyle havlatmak oluyor. Ama havlamaya da uyanmadı kimse. Neyse baya bir uğraştan sonra görevliyi uyandırabildim ve motorumu aldım.
Yol boyunca gezilip görülecek birkaç yer vardı aslında. Ama ben bunların hiçbirine sapmadan varmam gereken yere yöneldim. Çok aman aman fotoğraflar değil ama paylaşmak istedim. Açıklamaları yine resimlerin altında bulacaksınız.
Motor sahibi olarak ilk feribot yolculuğum. Zaten bakınız heyecandan elim titremiş, fotoğraf flu çıkmış. Ama olsun. Hiç bişey bitmiş lastiklerimle beni yola çıkmaktan alıkoyamazdı
Gecenin mavi-siyahlığı ve motorum ne kadar güsel bir uyum içerisindeler değil mi?
Yavaş yavaş hava ağarmaya başlarken oradaki görevli motorumu bağladı. Yukarı salona çıkmadan beklemeye başladım. Arabalar yerleşirken buraya park edecek araba motoruma fazla yanaşmasın diye. Allahtan bi 600 F kardeş geldi de rahat bir nefes aldım. Fakat onun motorunu farklı bağlamışlardı. İçim rahat etmedi. Sevgilimin verdiği kayışlarla her 2 taraftan da deli bağlar gibi bağladım motorumu. Sağ olsun arkadaşta yardımcı oldu. Kabul ediyorum görmemişim
Susurluk çıkışı kahvaltı molası. 500 m ileride bir Starbucks daha vardı. Hayret ettim. Cadde mübarek
İkiztepe Barajı.
Hiiiiiii. Dizliğime çarpan dikene bakın Uzun süre de onunla gittim bakalım rüzgardan düşecek mi diye; düşmedi. Sağlam saplanmış. Dizlik olmasa bayağı bi yaygara yapardım herhalde...
Makineyi yolun karşısına yerleştirip yolu kontrol ettikten sonra boşsa eğer zaman ayarını açıyorum. Sonra kafadaki kaskı sallayarak koştur koştur karşıya geçiyorum. Çektiğini anlamak içinde flaşı açık bırakıyorum. Sonra yolu tekrar kontrol et. Koştur koştur git resme bak. Olmuş mu? Olmadıysa aynı işlem tekrar
Gölmarmara ilçesi (Tarih değişimi tamamen makinamın manyaklığıdır, 2 günde gitmedim yoksa )
Bir amca çekti bu resmi. “Amca motor da çıksın, arkamdaki yol da” dedim. Amca yolu tercih etti herhalde
Oğlum acıkmış. Bu benzinlikteki görevlilerden de bir “Allah akıl fikir versin” bakışı aldıktan sonra, hazır arkada yine su birikintisi varken bi fotoğraf daha çekeyim dedim.
Pek seçilmese de arkamda Marmara Gölü var.
Ne Manyas kuş cennetine saptım ne de Buldan’a. O yüzden sizi bulduğum her su birikintisiyle kandırmaya çalışıyorum işte
Bu fotoğrafı çok seviyorum. Aslında ben Denizli’ye Menizli’ye gitmedim. Kadıköy’de gezdim durdum
Şaka bir yana artistik poz vericez diye ayağı yolda bırakıyorduk Neyse ki çok araba geçmiyordu
İşte çok şükür sağ salim vardığımız yeeerrrr: Pamıhkale
Peki bu resimler bir gezi başlığı açmak için yeterli miydi? Bence değildi. Dedim ya iki su birikintisi resmiyle kandıramazdım sizi. Bende dedim bari gerçekten görülmeye değer bir şeyler koyayım başlığın devamına. Görev bilinciyle çıktık yola oğlumla gurur içinde (bak bak yalvardınız sanki gideyim diye, havalara bak) Peki bu sefer nereye gittim???
Antik kent Aphrodisias’a.
Ayağımın tozu ile hemen otoparkta bir turistten fotoğraf çekmesini rica ediyorum.
Önce müzeyi gezelim hep birlikte. Müzede ve ören yerinde tripod kullanmak yasakmış. Görevli kan ter içinde yanıma geliyor. Koşmuş belli ki. Ama ben fotoğrafı çekemeden de yetişiyor. Tripod kullanımı profesyonel çekime girdiği için yasakmış meğer. Anlamsız anlamsız bakıyorum yüzüne. “Elimdeki makine değişmeyecek ki, ben sadece yalnız olduğum için tripod kullanıyorum, fotoğrafımı çekecek başka biri olmadığı için” diyorum. “Üzgünüm” diyor başını iki yana sallarken. Sonra önceden programlanmış ve şartlanmış yurdum memurlarına laf anlatamayacağımı anımsıyorum. Üstteki fotoğrafı o çekiyor. Fakat ören yerinde yine minik tripodumu kullanıyorum ben.
Sokrates amca.
Zoilos Firizi ana panolarının tamamlanmış şeklini gösteren çizim.
Bu da kazılarda kurtarılan bugün ki halleri.
Çocuk Dionysos’u taşıyan Satyr Heykeli ve ben (Flavius Zenon’un yapıtıymış)
Müzenin bahçesinden bir görünüm
Aphrodisias hakkında bilgi
Tiyatronun uzaktan görünümü
Evet arkadaşlar, makinanın zaman ayarını açıp flaş patlamadan önceki 10 saniye içinde o kocaman kocaman merdivenleri hoplaya zıplaya inmeye çalışırken neredeyse sahnenin ortasına yuvarlanacaktım Bu, bu şekilde çekmeye çalıştığım 2. fotoğraf, ilkinde sadece birkaç basamak inebilmişim. Onda tiyatronun büyüklüğü yeterince görünmüyordu.
Bir zamanlar bu sütunların üzerinde yükselen binayı hayal edebiliyor musunuz?
Afrodit Tapınağı kutsal alanına girişi sağlayan tören kapısı
Sıra geldi Aphrodisias antik kentinin en önemli ve turistlerin görmek için akın ettiği yapısına; stadyum. Aphrodisias stadyumu270 metre uzunluğu , 30.000 kişiyi alabilecek 30 sıralık oturma bölümü ile dünyanın en iyi korunmuş antik stadyumu olmasının yanı sıra en büyüklerinden de birisidir Stadyum aynı zamanda gladyatör ve vahşi hayvan mücadeleri amacıyla da kullanılmıştır. Yaklaşık MS. 400’de yapının doğu tarafı içinde Roma usulü kan dökülen, vahşi sporların yapıldığı bir arenaya dönüştürülmüştür.
Ve gelelim bu stadyumun fotoğraflarına;
Bulunduğum yerden stadyumun sağ tarafı.
Aynı yerden çekilmiş stadyumun sol tarafı. Ortada gördüğünüz alan ise arena.
Stadyumun tamamını gösteren fotoğraf. Fakat çektiğim fotoğrafların yapının harikuladeliğini göstermekte yetersiz kaldığının farkındayım. İmkanı olan herkesin mutlaka gidip görmesi gereken bir yer.
Otoparktan ayrılmadan önce bu fotoğrafı da çeken minibüs şoförü amcayla sohbet ediyoruz biraz. ‘Şeytan arabası’ diyor motoruma. Şeytan motoru de bari Para versen binmezmiş. Aslında minibüs kullanmaya bile hiç niyeti yokmuş fakat o gün işe gelemeyen bir arkadaşının yerine kullanması gerekiyormuş. Bir yandan onu dinlerken bir yandan da hazırlığımı yapıyorum. Dizliklerimi takmak için düzelttiğim anda içinden bir şey düşüyor. Demek ki yolda dizime çarpıp canımı yakan şey buymuş. Sağ dizliğimin iki korumayı birleştiren bez kısmı yırtık ve dizliğe çarpan EŞEKARISI oradan içeri girmiş Bütün yol beraber gelmişiz ve hatta Aphrodisias’ı çantamın içinde gezmiş. Dizime çarpan şeyler konusunda pek şanslı değilim sanırsam.
Aphrodisias’ın üzerine bulutlar çökerken acemi motorcu Seda ordan kaçıyordu
Bütün yol bu kadar ağaçlık olmasa bile yine de keyifli (ve ürkütücü) virajları olan güzel bir yoldu. Kuyucak’a kadar gidiş-geliş olan dar yol Aydın yoluna çıkmamla 2 şeritli rahat bir bölünmüş yola dönüştü, bende rahat bir nefes aldım
Rahat bir nefes alınca da yol kenarında ki meyve tezgahları gözüme çarpmaya başladı. Durup sırt çantamın müsaade ettiği oranda meyve almak istedim. Tezgahın sahibi Sultan teyze pek bir cana yakın çıktı. Çok ısrar etti meyvelerden yemem için. Bende durup biraz dinlenmeye karar verdim. Baya bir sohbet ettik. Bir sürü dua okudu bana. Dikkatli olmamı salık verdi. Aileme selam söyledi ve hatta beni evine davet etti. Evinin yerini tarif edip orada kendisini herkesin tanıdığını, tekrar o taraflara gelirsem mutlaka uğramamı söyledi. Bazen kızsam da, sinirlensem de ben bu ülkenin insanlarını çok seviyorum galiba...
İşte Sultan teyzem;
Aldığım incirleri ezilmeden götürebildim bu arada
Yeniden Pamukkale’deyiz.
(iki geziminde varış fotoğraflarının aynı olduğunu fark eden arkadaşlara not: İstanbul’dan döndüğümde merdivenleri zor çıktım. Gerçekten çok bitkindim ve geldiğim yerde fotoğraf çektirmeyi unutacak kadar yorgundum. Kusuruma bakmamanız rica olunur)
Umarım hoşunuza gitmiştir de bir sonraki başlığı görünce “öff yine mi bu kız yaaa” demezsiniz
ilk yorum benden olsun süper bence plakada gözüme carptı isimle aynı kazasız belasız sürüşler _________________ ~~((-_-))~~ If I should stay I would only be in your way So Ill go but I know Ill think of you every step of the way I will always love you~~((-_-))~~
Kayıt: Dec 06, 2005 Mesajlar: 975 Nereden: izmir / K.yaka
Tarih: 26.10.2007 - 19:16 Mesaj konusu:
Ellerine sağlık Seda, bence gayet keyifli bir yolculuk sonunda güzel bir hikaye de çıkmış ortaya...Nice gezilere diyelim _________________ Watashi no YAMAHA HIDIR chan...
Kayıt: Mar 14, 2007 Mesajlar: 3340 Nereden: eskişehir
Tarih: 26.10.2007 - 19:22 Mesaj konusu:
çok güzel bi gezi olmuş.Tr.de gerçekten çok fazla antik kent var ve gezerken insan kendini o tarihlerde yaşarken hayal ediyo.(ben öle yapıyom) bu bana çok büyük bi zevk verio.side deki antik kenti gezerken görmüştüm o kocaman taşları ilk ve inanmamıştım milattan önce böle bişi yapıldıına.gerçi hala inanasım yok ama.canım ülkem yaa kim ne derse desin o kadar çok güzelliğe sahip ki.yalnız o stadyumda kale yok seda =)
Kayıt: Dec 12, 2005 Mesajlar: 6209 Nereden: 35nci.OTOBAN TUGAY K.LIĞI..
Tarih: 26.10.2007 - 19:22 Mesaj konusu:
ne diyeyim ben sana SEDA.. valla sana diyecek bişey yok allah Şabana yardım etsin!!bu arada o yola çıkmak cesaret işidir seni tebrik etmeden gecemicem.. _________________
Kayıt: Jan 27, 2007 Mesajlar: 1363 Nereden: E5&TEM sol şeritten
Tarih: 26.10.2007 - 19:33 Mesaj konusu:
çok güzel gezi olmuşş eline emegine sağlık
plakada on numara _________________ Hamit Canbay 0 rh (+) O Şimdi Tatilde (Asker)
116.Jandarma Eğitim Alayı 5. Bölük ÇANAKKALE
aspuzu44@msn.com
Gezi süper.. Lastikler ömrünü çoktaaaan doldurmuş gibi dikkat
Bende bu sene 3 kere Ankara - Bodrum arası gittim motorla. Mükemmel yolculuklardı ama yorucuydu. Ayrıca Fethiye, Marmaris İzmir'ede uğradım bu gidişlerimde. _________________
En son FoxHound tarafından 26.10.2007 - 19:54 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
matrixkamil, aspuzlu, teşekkkkürler, o plaka için ayrıca 300 km yaptım ben
badcocktail, teşekkür ederim bi de sponsor bulsak gezilere
_nefret_, Redlineee, sofuoglu, emrerr, sağolun
slayer2694, ah Burak, aahhh Buraaakkkk, futbol stadyumu mu yavrum orası Sen iyileş inşallah beraber de gezeriz birgün.
SRAD-HAN, Berhancım sen diyeceğini demişsin zaten. Vallahi sonunda senden de tebrik aldık çok şükür. Hem Allah sadece Şaban'a mı yardım etsin, hepimize etsin
FoxHound, bir daha ki sefere sende yaz olmaz mı? Hatta benim gibi ürkme, yolda gezilmeye görülmeye değer yerlere de sap _________________ Özel mesajla bir yere varamazsınız!
Lütfen denemeyin.
Kayıt: Dec 06, 2005 Mesajlar: 975 Nereden: izmir / K.yaka
Tarih: 26.10.2007 - 19:53 Mesaj konusu:
Şu sponsor olayına katılıyorum, gerçi benim ufaklık seninki bi obur değil ama benim de bana vakit yaratacak bi sponsora ihtiyacım var _________________ Watashi no YAMAHA HIDIR chan...
Tüm saatler GMT +2 Saat Sayfa 1, 2, 3 ... 9, 10, 11Sonraki
1. sayfa (Toplam 11 sayfa)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız