Kayıt: Aug 30, 2005 Mesajlar: 2516 Nereden: istanbul
Tarih: 05.11.2007 - 10:54 Mesaj konusu: Orada bir köy var, 1000 km uzakta...
Çok sevgili dostum ve aynı zamanda motordaşım Ersin’in “beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar” teklifini ikiletmeden hemen kabullenip, ertesi günü ilk kalkan arabayla Giresun-Şebinkarahisar yolunu tuttuk! Öyle ki, telefonu kapatıp, hemen acele sırt çantamı hazırladım... Kimselere diyemeden nerelere gittiğimi...
O yörelerden gelen haberlerin; “dağların tepesine kar yağdı” şeklinde olması motor planımızı ertelememize sebep oldu, onun için resimdeki gibi muhteşem bir otobüs yolculuğu yaptık...
Dur-kalk molalarla 16 saatlik bir yolculuk sonrası, Şebinkarahisar ilçesine bağlı Hasanşeyh Köyü’ne varıyoruz... Ardımızda yağmurlu bir İstanbul bırakarak... İlk işimiz güzel bir kahvaltı yaptık ve söylenenlerin aksine pırıl pırıl güneşli bir havanın tadını çıkardık... Tabii balkonda çay keyfi...
Sonbaharın inanılmaz güzelliği her yaprakta kendini ortaya dökmüş... Aşık olma zamanı...
Evin her bir yanı bahçeyle çevrili... Ağaçlarda meyveler, en çok elma vardı mevsim itibariyle... Kabak, biber, domates vs vs vs...
Kısa bir köy içi turlamasında hısım akrabaya selam ederek gezerken; bana ilginç gelen bir iki detayı resimlemeye çalıştım... Mesela bu odun kesen teyzemiz 75 yaşında ve çocukları İstanbul’a gittiği için her işini kendi yapıyor. Maaşallah deyip, bastım deklanşöre...
Aynı şekilde; tipik köy mimarisine yakın plan bir bakış.. İlginç, çok ilginç...
Yerleşip, takım taklavatı alıp koyulduk çevreyi gezmeye... Hava muhteşem, ortam ondan da muhteşem... İlk telefon görüşmelerimizde geride bıraktığımız İstanbul’da yağmurların başladığını öğreniyoruz... Biz ise güneş altında kısa kollularla 1600 metre rakımlı Hasanşeyh Köyü’nü turluyoruz....
Değişik ve çeşitli bitkiler, otlar çevreye ayrı bir güzellik katıyorlar. Özellikle benim gibi şehirden gelenler için yabani yemişlerden tatmak çok heyecan verici bir duygu!
Daha yükseklere çıktıkça manzara değişiyor. Kayalar, tepeler ve yaban hayatının izleri daha fazla belli oluyor. Özellikle yaban domuzu izleri ve kurtların pençe yapıları toprakta hemen göze çarpıyor. En ilginci ise, ya vurulup yaralı gelmiş, ya da daha vahşi bir başka canlı tarafından avlanıp yenmiş bir ayı leşi... Kafatası ve postu geride bir belge olarak kalmış... Koku berbat!
O kayadan bu tepeye, o ağaçtan bu çayıra resim çekeceğim diye koşturup durdum. Harika bir heyecan... Özellikle her karış toprakta ve çimende; farklı farklı canlıları görmek muhteşemdi. Yapabildiğim kadarıyla macro çekimlerle resimlemeye çalıştım...
2000 metrelere doğru yükseldikçe geldiğimiz köy kuşbakışı görünmeye başladı. Dünya ne kadar büyük, hayat ne kadar güzel. Hele bunları emekli biri olarak yaşama şansı buluyorsan, ne mutlu sana!
Ersin; ekili alanların belli yerlerinde tümsekleşmiş toprak yığınlarını eşeliyor. Buraların köstebek yuvaları olduğunu söylüyor. Çok tümsek gördük ama köstebek hiç göremedik...
İlk turlamamızdaki yoğun tempo, daha yol yorgunluğunu atamamış bizleri helak etti. Öyle ki, tripodu kurup resim çekecek mecalimiz bile kalmamıştı. Yola çıkmadan önce, bahçeden ceplere koyduğumuz elmaları yiyerek dönüş için enerji depolamaya çalıştık. Ama her şeye rağmen gün muhteşem bir şekilde akşama kavuşuyor... Her şey çok güzel...
Akşam yaklaştıkça havada ciddi bir soğuma başlıyor. Çok yüksek değerlerde gece ve gündüz ısı farkı var. Daha karanlık olmadan köye dönmek gerekiyor. Çünkü yıldızların ve mehtabın ışığında yolu bulmak zor olabilir... Sonbahar her yerde kendi imzasını atmış, özgün renkleriyle...
Köye doğru yaklaştıkça yorgunluğumuzun; vücutta yarattığı yenilenme hareketlerini daha hisseder olduk. Organizmamız yenileniyordu. Artık resim çekebilmek için kamerayı elde bile tutacak güç yoktu, yere koyup, üstten baktık! Fena olmamış hani!
Eve vardığımız zaman günün güzelliği kendini hemen yorgunluk olarak belli etti. Havanın kararmasıyla beraber, soğuk, ardından gecenin sessizliği ve harika bir mehtap ortamı romantikleştirdi. Soba başında odun ateşinde yaptığımız çorba ve daha nice lezzetler, mutluluğumuza keyif kattı.
Ertesi gün ve daha sonraki günlerde aynı tempolu gezilerimiz devam etti. Elimizde kameralarımız, yüzümüzde gülücükler, biz gideriz ormana hey ormana... Havanın süper güzelliği; sabahları bizi coşku içinde dağlara tepelere doğru yollandırıyordu.
Tek eksiğimiz motorlarımızdı. Ama bu ortamda ancak enduro ve cross tipi makineler gider. Onun için crusier tipi motorlarımızın İstanbul’da kalmaları o kadar dokunmadı ikimize de... İnşallah seneye...
Hedefimiz işaret ettiğim iki ağacın arasında kalan Şebinkarahisar Kalesi’ne çıkabilmek. Tabii önce oraya gidecek bir araç bulmamız gerekiyor. Bu konuda köyün muhtarı bize çok yardımcı oldu.
Yolda giderken geniş bir dere yatağından geçtik, görsel malzemeler, her metrede durup onlarca kare resim çekme hevesi uyandırıyordu.
Köyden 21 km uzakta bulunan ilçeye; yolun virajlı ve yer yer heyelanlı olması yüzünden yarım saatten fazla bir zamanda varabildik. Uzaktan kayanın tepesindeki kalenin surları rahatça seçilebiliyor.
Kalenin tarihi hakkında; tembellik edip yazmak yerine, girişteki bilgi tabelalarını aynen aktarıyoruz...
Buyurun Şebinkarahisar Kalesi...
Uzunca bir merdiven tırmanışı ile kalenin giriş kapısına geliyoruz. Çevre düzenlemeleri tam olarak bitmemiş. İlçe kuşbakışı görünüyor. Resim çekmek için çok uygun bir mevkii...
Kalenin her tarafından manzara çok güzel... Sarp ve çok dik kayaların üzerine kurulmuş bir yapı zaman içinde ekler ve bölmeler ilave edilmiş. Aslında buraya bir teleferik sistemi yapılsa; hem yamaç paraşütü, hem de kaya tırmanışı için çok ideal bir yer olabilir.
İçeri girince, ayrı bir burç daha var, demir kapısı açık olduğu için tepesine kadar çıktık. Ama tehlikeli bir konumda... Zaman içindeki yapılan tadilatlar tırmanılan merdivenin enlemesini daraltmış... Tepeye doğru, yan yan çıkmak gerekiyor... Yusuf yusuf durumları oluştu kısaca bende... En tepeye çıkınca ise hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçmeye başladı... Ve bitmek bilmedi, ne filmmiş yahu!
Aşağıya indiğim zaman neredeyse toprağı öpecektim... Oysa o kadar yüksek görünmüyordu dışardan bakınca...
Salı günü bu ilçenin pazarı... Köyden daha sık araç bulma şansınız var. Ve daha kolay dönebilme tabii ki... Çevre köylerden bir çok gelen var, malını satmaya, almaya vs vs vs...
Bir zamanlar Gazi Mustafa Kemal’in burayı ziyaret ettiğinde kaldığı evi de müze haline getirmişler... Güzel bir düşünce...
İlerleyen günlerde, eş dost ziyaretlerimiz devam etti. Bağ-bahçe, mera ve benzeri yerleri dolaştık. İzzet ikram gördük, daha neler neler var görülecek. Kovanlardan bal yedik. Ağaçlardan elma... Kısıtlı zamanımız içinde ancak bunlar gerçekleşti.
Ağaç dalları elmaların ağırlığından neredeyse yerlere inmiş... Hem lezzetli, hem sulu, hem de sert ve doğal ürünler... Tek dezavantajı; toplarken kafanıza düşmesi... Sert olduklarından biraz can yakıyor... Tam korumalarla toplamak lazım; kask, mont, eldiven vs gibi...
On gün boyunca dağ demedik, taş demedik, ne kovuk kaldı ne mağara... Her yere gitmeye çalıştık. Çok keyifli bir zaman geçirdik bu güzel yörede... Her türlü şartlarda resim çekmeye çalıştık... Doyamadık hiç birine...
Sonunda her güzel şey gibi bu maceranında dibine vurduk. Toplayabildiğimiz kadar elmayı, koyduk çuvala, düştük yollara... Dönerken değişiklik olsun diye Giresun üzerinden Karadeniz sahil yolunu kullanarak döndük... Her yer güzel, her şey harika... Ne zaman, ne de ömür yeter hepsini görmeye... Ben bu kadar görebildim, dahasını gören de bize anlatsın... Kulaktan kulağa, topicten topice gezilecek çok yer var... Kalın sağlıcakla! _________________
HULK, Bu geziden önce kaç yaşındaydınız;şimdi kaç yaşında hissediyorsunuz?
Ben resimlere bakarken bile içime oksijen ve huzur doldu.
Nasip olursa yakın bir zamanda yurdumun farklı bir köyünden daha amatör bir topikte benden gelecek. _________________ CBF 1000e 1000meliyim,sonra 1000 er 1000 er öderim.
HULK, abi özlemişiz yaa bol resim ve güzel yorumlarla süslediğin topiclerini _________________ Bir Pazar Sabahi Liv Tyler ile Uyandin mi Hiç?
eminatar@hotmail.com
abi süpersin herzamanki gibi,yine konuşturmuşsun makineni,birde motorunu alsaydın daha iyi olurdu..resimler için sağol,güzel yerlermiş... _________________ motorcu_haso2146@hotmail.com
motor: cbr125r repsol(SATILIKTIR)
Kayıt: Feb 05, 2007 Mesajlar: 3883 Nereden: Gaziantepin sol üst kösesinden...
Tarih: 05.11.2007 - 12:04 Mesaj konusu:
işte enfes topiclerden biri kesinlikle,resimler ve yorumlar muhteşem,resimlerin bazısı tablo gibi,o kadar ki güzel ve doğal hepsi.yurdumun ne harika yerleri varmış gidip görülesi,gezilesi
ellerinize sağlık abim,muhteşem olmuş _________________ Deli ol,aşık olma!Delilik şüphesiz akılsızlıktan iyidir.Delilik var olmuş bir zekanın yok oluşudur,aptallık var olmamış bir zekanın var olmamaya devam edişir.Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı,aptallığın şerefli bir tarihi bile yok![/b:7eeab
Kayıt: Jan 27, 2007 Mesajlar: 1363 Nereden: E5&TEM sol şeritten
Tarih: 05.11.2007 - 12:06 Mesaj konusu:
abi öldürdün beni köyü köyüm güzel köyüm gözümde tütmeye başladı _________________ Hamit Canbay 0 rh (+) O Şimdi Tatilde (Asker)
116.Jandarma Eğitim Alayı 5. Bölük ÇANAKKALE
aspuzu44@msn.com
Kayıt: Oct 15, 2005 Mesajlar: 3016 Nereden: Kozyatağı- Honda&TransAlpXL600/98 ARh+
Tarih: 05.11.2007 - 12:49 Mesaj konusu:
Sevgili Fulardaşım, Gerçi bu gezinde fular yok ama olsun:)
Gezdiğin yerlerde yediklerin senin olsun gördüklerini anlat derler ya, senin ki de bu misal olmuş Güzel fotoğrafalar ellerine sağlık..Gerçi ben bazılarını önceden taze taze görmüştüm
Sevgilerimle, Kazasız belasız sürüşler ve geziler hepimize..
Volkan _________________ Motorsuz,Gezisiz ve Sanatsız kalmayın.Volkan
resımler ve yorumlar o kadar güzelki alkıslamaktan baska yapacak yada söylıyecek bırsey bulamıyorum _________________ Ne KaDaRdIr SüRüYoRdU,BaŞkA KiMLeR BiLiYoRdU.SöYlE KaÇ ArKaDaŞ,KaÇ DoSt ArKaMdAn GüLüYoRdU.DemEk Ki BeN SeNiN İçİn HiÇ BiR ŞeYdEn İbArEttİm,HaYaTıNa GiRiP ÇıKaN SıRaDaN BiR HiKaYeYdİm. dEmEt aKaLıN;ALDATILDIM...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız