Tarih: 06.05.2008 - 21:18 Mesaj konusu: Çankaya Köşkünden bir ilk daha: Trafikte dikkat,
Cumhurbaşkanı Gül'den bir ilk daha: Trafikte dikkat, 10 bin hayat
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı çatısı altında 3 bakanlık, bir üniversite ve çok sayıda özel kurum ve kuruluşun öncülüğünü yaptığı platformla her yıl trafik kazalarında 10 bin kişinin hayatını kaybettiği ülkemizde, trafik konusunda toplumsal bilinci artırmak, yaşam kayıplarını ve yaralanmaları azaltmak hedefiyle "Trafikte Dikkat, 10 Bin Hayat" projesinin startını verdi
Trafikte Dikkat, 10 Bin Hayat" projesi, Çankaya Köşkü'nde düzenlenen bir toplantıyla tanıtıldı. Yarım saat geç başlayan ve Tayfun Talipoğlu imzalı trafik konulu filmin gösterimi ile süren toplantıda, Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Pampal ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül konuştu.
Toplantıya ev sahipliği yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, projeye katılmasını açıklarken, "umursamadığımız bu olaya karşı bilinci geliştirmek gerekiyor" dedi. Gül, sadece emniyet kemeri takarak trafik kazalarındaki ölümlerin yarısına yakınının önlenebileceğini belirterek, oğlunun geçirdiği kazayı örnek verdi. Gül, büyük oğlunun üniversiteden dönerken polisten kaçan bir hırsızın ters yöne girerek oğlunun arabasıyla kafakafaya çarpıştığını söyledi. Kazada emniyet kemeri takmayanların öldüğünü anlatan Gül, oğlunun kemer takması sayesinde hayatta kaldığını ifade etti. Gül daha sonra şunları söyledi: "Ülkemizde trafik konusu maalesef modern toplumsal yaşamın bir gereği olarak değil, maddi-manevi kayıplar verdiğimiz bir sorun olarak bizi etkilemektedir. Bu bakımdan T.C. Cumhurbaşkanı olarak bu hassas konuyu himayeme almak gereği duydum ve pek çok özel sektör ve kamu kuruluşumuzun gayretleriyle 'Trafikte dikkat, 10 bin hayat' kampanyasını başlattık. Bu kampanyanın geniş kitlelerin katılımıyla yayılacağını ve başarıya ulaşacağını umuyorum." Her yıl kaza mahallinde ve kaza sonrasında yitirilen insan sayısının ortalama 10 bin kişiyi bulduğunu kaydeden Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu rakamın Avrupa'daki toplam kayıpların yüzde 22'sine tekabül etmesi ve Avrupa ülkeleri arasında ilk sıralarda yer almamız dikkat çekicidir. Ölümlere, yaralılar ve milyarları bulan maddi kayıp eklendiğinde, trafik kazaları ülkemiz için can alıcı ve can acıtıcı bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Hedefimiz 3 yıllık dönem içerisinde 10 bin hayat kurtarmaktır."
-HEPİMİZE GÖREV DÜŞÜYOR
"Trafikte Dikkat, 10 bin hayat" projesinin danışmanı, trafik konusunda ülkemizin önde gelen uzmanlarından olan Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Pampal, trafik kazalarını önlemekte kaza biliminin önemini vurguladı ve şunları söyledi: "Trafik konusundaki en önemli adımı atıyoruz. Her yıl kazalarda hayatını kaybeden 10 bin kişinin hayatını ve 200 bin yaralıyı kazanmayı, onlarca milyar YTL'leri bulan maddi zararın önüne geçmeyi hedefliyoruz. Trafik konusunda kamudan özel sektöre, sanatçısından sporcusuna kadar herkesin üzerine düşen görevler var. Platform üyelerinin ve geniş bir kitlenin katılımıyla bu konudaki toplumsal bilinci arttıracağız." Pampal, periyodik dönemlerle, projenin uygulamaları ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılacağını sözlerine ekledi.
-GÜL'ÜN SESLENDİRDİĞİ TANITIM FİLMİ
Pampal, proje kapsamında bir araya gelen 3 bakanlık, 1 üniversite, özel kurum ve kuruluşların başlattıkları bu oluşuma "Trafikte Hayat Kurtarma Platformu" adını verdiklerini, platformun ana hedefinin trafik konusunda toplumsal bilinç yaratmak olduğunu söyledi. 2008 yılı içerisinde proje kapsamında www.trafiktedikkat10binhayat.com internet sitesi üzerinden toplanacak ve değerlendirilecek öneriler, hem ödüllendirilecek hem de ilgili kurum ve kuruluşlara tavsiye niteliğinde gönderilip takipçisi olunacak. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından seslendirilen TV ve sinema filmi Mayıs ayı içerisinde birçok ulusal kanal ve sinema salonunda gösterime girecek.
Abdullah Gül, toplantının ardından Hayat Kurtarma Platformu üyeleri İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlıklarını temsilen bakanlarına, Gazi Üniversitesi, Bridgestone, Doğuş Otomotiv, Petrol Sanayi Derneği, Renault, Temsa, Toyotasa, Volvo temsilcilerine trafik konusunda yaptıkları çalışmaları ve projeye verdikleri destekten dolayı plaketi verdi.
arkadaslar siteyi mutlaka ziyaret edin
http://www.trafiktedikkat10binhayat.com/index.html _________________
İSTANBUL AGLIYOR BEN AGLIYORUM DURMA KALK HADİ GEL ARTIK DAYANAMIYORUM YOLCULAR GELDİDE SEN YOKSUN İÇİNDE YÜREGİM CAN VERİYOR ACILAR İÇİNDE ....
Kayıt: Feb 10, 2008 Mesajlar: 74 Nereden: Kocaeli-Gölcük
Tarih: 06.05.2008 - 21:53 Mesaj konusu: hadi yaa
Tayyip'in oğlu
Emin ÇÖLAŞAN
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip'in oğlu, geçtiğimiz mayıs ayında bir trafik kazası yaptı ve ses sanatçısı Sevim Tanürek'e çarpıp ölümüne neden oldu.
Allah kimsenin başına vermesin. İki aile için de üzücü bir olaydır.
Kazadan sonra düzenlenen raporda Burak Erdoğan dalgın araç kullanmaktan, Sevim Tanürek ise duran araçların arasından yola çıkmaktan hatalı bulundular.
Ölümlü bir trafik kazasından sonra, sürücü genelde tutuklanır.
Tayyip'in oğlu tutuklanmadı.
Savcı ifadesini aldı, salıverildi. Tanürek koma halinde hastaneye kaldırılmıştı. Birkaç gün sonra vefat etti, sanık yine tutuklanmadı!
İlk duruşma İstanbul'da önceki gün yapıldı.
Tayyip'in oğlu duruşmaya gelmedi.
Avukatı mahkemede açıkladı:
‘‘Kendisi İngiltere'de, yabancı dil eğitimi görüyor. Bundan sonraki duruşmaya gelecek''.
Duruşmadan tutuklama kararı da çıkmadı.
***
Bizim bildiğimiz Tayyip, son derece ‘‘Müslüman'' adamdır!.. ‘‘Allah'' der, başka bir şey demez! Bu yüzden siyasette yükselmiş, partisinin genel başkanlığına oynar duruma gelmiştir.
Sonra başına iş gelince, hayalleri yıkılmıştır. Şimdi gelelim konunun esasına:
Böylesine ‘‘Müslüman'' bir insanın oğlu trafik kazası yapacak ve bir ölüme neden olacak.
Diyelim ki yasalar uygun ve tutuklanmayacak!
İyi de kardeşim, insan oğlunu hiç değilse ilk duruşmaya getirmez mi?
Ortada bir ölüm var.
Hatalı olan sürücüdür, veya yayadır. Bunun hesabı yargı önünde verilmez mi?
Allah korusun, o kazada Tayyip'in oğlu ölüme neden olan değil de, ölen olsaydı ve karşı taraf duruşmaya gelmeye tenezzül etmeseydi, Allah sözünü dilinden ve siyasetinden düşürmeyen Tayyip, acaba ne hissederdi?
Bu yaptığı Müslümanlık'la, insanlıkla, vicdanla bağdaşır mı?
* * *
Bazı olaylar Türkiye'de sıradan Müslümanlar'la, din ticareti yapanlar arasındaki farklılığın hangi boyutlara vardığını ne güzel gösteriyor!
Sıradan Müslüman böyle bir kaza yapsaydı, şimdi içeride yatıyor, mahkeme önünde hesap veriyor olacaktı.
Sıradan Müslüman, kaza yapıp insan öldüren çocuğunu İngiltere'ye gönderemezdi... Gücü ve parası yetmezdi.
Ama Tayyip'in çocuğu olunca, iş değişiyor! Duruşmaya da getirilmiyor.
Oğlan İngiltere'ye gönderilmiş! Dil eğitimi görüyormuş!
***
Din tüccarlarının çocukları yurtdışı okullarda, kolejlerde okurlar. Altlarında 40 milyarlık arabalarla dolaşırlar, babaları gibi Versace giysiler giyerler.
Fakir fukara Müslümanlar'ın çocukları ise imam hatip okullarına sevk edilir. Onların gencecik kızları türban takmaya zorlanıp sokaklara salınır. Sırtlarından siyaset oyunu tezgâhlanır.
Ayın sonunu getiremeyen milyonlarca Müslüman aile inim inim inlerken, din tüccarlarının çocukları her çeşit dokunulmazlık zırhı ile kuşatılmıştır.
Başlarına bir iş geldiğinde, etkili ve yetkili babaları ve yakınları hemen devreye girerler. Yasalar, onlar için geçerli değildir.
Sömürü çarkı böyle çalışır.
Türkiye'de birkaç bin varlıklı, etkili ve yetkili din tüccarı, milyonlarca fakir fukara Müslüman'ı bu yöntemlerle söğüşler.
Onları, kendi kişisel ve siyasal çıkarları için güzelce kullanır...
Çünkü din tüccarları eğitimlidir, zengindir, uyanıktır. Ağızları laf yapar!
Amaçları, kandırabildikleri müminleri kendi emir erleri olarak kullanmaktır.
İkinci kesim, yani fakir fukara Müslümanlar ise hem eğitimsiz, hem de parasızdır. Uyanık kesim bu durumdan yararlanır ve onları din iman nutuklarıyla sömürür.
Birinci kesim son derece paralıdır. Holdingleri vardır. İyi ticaret yaparlar. Firmalarına genelde dini isimler koyarlar.
Sünnetlerini, nişan ve düğünlerini beş yıldızlı otellerde yaparlar.
Onlar tarafından sömürülen fakir fukara Müslümanlar ise ekmeklerini, daha ucuz olsun diye halk ekmek fabrikasından alırlar. Daha gün doğarken ekmek kuyruğuna girerler.
Vicdan sahibi şeriatçılardan Mehmet Şevket Eygi, fukara Müslümanlar'ı iliğine kadar sömüren bu uyanıklardan ‘‘Din baronları'' diye söz eder.
Kimi tarikat şeyhidir, kimi gazeteci, kimi belediye başkanı, kimi milletvekili!..
***
Tayyip'in oğlu trafik kazası yapmış, bir insan öldürmüş. Tutuklanmamış, üstelik İngiltere'ye gönderilmiş. Duruşmaya bile gelme zahmetine katlanmamış.
Bu haberi dün gazetelerde okuyunca, hiç şaşırmadım.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip'in oğlu, geçtiğimiz mayıs ayında bir trafik kazası yaptı ve ses sanatçısı Sevim Tanürek'e çarpıp ölümüne neden oldu.
Allah kimsenin başına vermesin. İki aile için de üzücü bir olaydır.
Kazadan sonra düzenlenen raporda Burak Erdoğan dalgın araç kullanmaktan, Sevim Tanürek ise duran araçların arasından yola çıkmaktan hatalı bulundular.
Ölümlü bir trafik kazasından sonra, sürücü genelde tutuklanır.
Tayyip'in oğlu tutuklanmadı.
Savcı ifadesini aldı, salıverildi. Tanürek koma halinde hastaneye kaldırılmıştı. Birkaç gün sonra vefat etti, sanık yine tutuklanmadı!
İlk duruşma İstanbul'da önceki gün yapıldı.
Tayyip'in oğlu duruşmaya gelmedi.
Avukatı mahkemede açıkladı:
‘‘Kendisi İngiltere'de, yabancı dil eğitimi görüyor. Bundan sonraki duruşmaya gelecek''.
Duruşmadan tutuklama kararı da çıkmadı.
***
Bizim bildiğimiz Tayyip, son derece ‘‘Müslüman'' adamdır!.. ‘‘Allah'' der, başka bir şey demez! Bu yüzden siyasette yükselmiş, partisinin genel başkanlığına oynar duruma gelmiştir.
Sonra başına iş gelince, hayalleri yıkılmıştır. Şimdi gelelim konunun esasına:
Böylesine ‘‘Müslüman'' bir insanın oğlu trafik kazası yapacak ve bir ölüme neden olacak.
Diyelim ki yasalar uygun ve tutuklanmayacak!
İyi de kardeşim, insan oğlunu hiç değilse ilk duruşmaya getirmez mi?
Ortada bir ölüm var.
Hatalı olan sürücüdür, veya yayadır. Bunun hesabı yargı önünde verilmez mi?
Allah korusun, o kazada Tayyip'in oğlu ölüme neden olan değil de, ölen olsaydı ve karşı taraf duruşmaya gelmeye tenezzül etmeseydi, Allah sözünü dilinden ve siyasetinden düşürmeyen Tayyip, acaba ne hissederdi?
Bu yaptığı Müslümanlık'la, insanlıkla, vicdanla bağdaşır mı?
* * *
Bazı olaylar Türkiye'de sıradan Müslümanlar'la, din ticareti yapanlar arasındaki farklılığın hangi boyutlara vardığını ne güzel gösteriyor!
Sıradan Müslüman böyle bir kaza yapsaydı, şimdi içeride yatıyor, mahkeme önünde hesap veriyor olacaktı.
Sıradan Müslüman, kaza yapıp insan öldüren çocuğunu İngiltere'ye gönderemezdi... Gücü ve parası yetmezdi.
Ama Tayyip'in çocuğu olunca, iş değişiyor! Duruşmaya da getirilmiyor.
Oğlan İngiltere'ye gönderilmiş! Dil eğitimi görüyormuş!
***
Din tüccarlarının çocukları yurtdışı okullarda, kolejlerde okurlar. Altlarında 40 milyarlık arabalarla dolaşırlar, babaları gibi Versace giysiler giyerler.
Fakir fukara Müslümanlar'ın çocukları ise imam hatip okullarına sevk edilir. Onların gencecik kızları türban takmaya zorlanıp sokaklara salınır. Sırtlarından siyaset oyunu tezgâhlanır.
Ayın sonunu getiremeyen milyonlarca Müslüman aile inim inim inlerken, din tüccarlarının çocukları her çeşit dokunulmazlık zırhı ile kuşatılmıştır.
Başlarına bir iş geldiğinde, etkili ve yetkili babaları ve yakınları hemen devreye girerler. Yasalar, onlar için geçerli değildir.
Sömürü çarkı böyle çalışır.
Türkiye'de birkaç bin varlıklı, etkili ve yetkili din tüccarı, milyonlarca fakir fukara Müslüman'ı bu yöntemlerle söğüşler.
Onları, kendi kişisel ve siyasal çıkarları için güzelce kullanır...
Çünkü din tüccarları eğitimlidir, zengindir, uyanıktır. Ağızları laf yapar!
Amaçları, kandırabildikleri müminleri kendi emir erleri olarak kullanmaktır.
İkinci kesim, yani fakir fukara Müslümanlar ise hem eğitimsiz, hem de parasızdır. Uyanık kesim bu durumdan yararlanır ve onları din iman nutuklarıyla sömürür.
Birinci kesim son derece paralıdır. Holdingleri vardır. İyi ticaret yaparlar. Firmalarına genelde dini isimler koyarlar.
Sünnetlerini, nişan ve düğünlerini beş yıldızlı otellerde yaparlar.
Onlar tarafından sömürülen fakir fukara Müslümanlar ise ekmeklerini, daha ucuz olsun diye halk ekmek fabrikasından alırlar. Daha gün doğarken ekmek kuyruğuna girerler.
Vicdan sahibi şeriatçılardan Mehmet Şevket Eygi, fukara Müslümanlar'ı iliğine kadar sömüren bu uyanıklardan ‘‘Din baronları'' diye söz eder.
Kimi tarikat şeyhidir, kimi gazeteci, kimi belediye başkanı, kimi milletvekili!..
***
Tayyip'in oğlu trafik kazası yapmış, bir insan öldürmüş. Tutuklanmamış, üstelik İngiltere'ye gönderilmiş. Duruşmaya bile gelme zahmetine katlanmamış.
Bu haberi dün gazetelerde okuyunca, hiç şaşırmadım.
Din baronları tarafından sömürülen ‘‘fakir fukara Müslümanlar'' düşünsün!
Hesabını bu dünyada vermekten korkan din ve iman işportacıları düşünsün!
Ama bilsinler ki, bu dünyada verilmeyen hesaplar bir gün Allah'ın huzurunda verilecektir.
bu bana mail geldi buraya tasıdıgın için teşekürrler onların kirli donları _________________ motora ömür boyu binmek istiyosanız kaskınızı takın!!!
ŞAMPİYONU SIKAR YARIŞ!!
Arkadaşlar işin içine siyaset karışmamış kaldı ki, Cumhurbaşkanlığı siyasi bi makam değildir ve Serkan a bu konuda kefil olabilirim
Topic açıldı ve luzumsuz yazılar editlendi
Kayıt: Mar 21, 2004 Mesajlar: 316 Nereden: antalya
Tarih: 08.05.2008 - 16:06 Mesaj konusu:
Konu başlığını ben değiştirdim. itirazı olan pm yoluyla bana ulaşsın.
nightexpress _________________ silahda uzi,avratda suzi,atda suzuki vazgeçilmezlerim.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız