Motosiklet aşkına yollara düştüğümüz zamanı, hızla geride bırakırken birinci turu tamamlayıp ikincisi için Bursa Orhangazi’den tekrar start aldık. Bizi orada yağmur ve sonrasında oluşan gökkuşağı karşıladı…
Maalesef talihsiz bir kaza sonucu sonraki durağımız Simav’da sevgili kaptanımız Erdoğan ağabey, ayağını kırınca etkinlik 3 günlük bir zorunlu molaya girdi. Kendisi şu anda daha iyi buradan tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz….
Yerine gelen yeni kaptanımız İbrahim’le kaldığımız yerden devam ettik. Bu sefer ekip daha bir sıkı işe koyuldu. Motosiklete giden amaç için her yol mübahtır. İş başa düştü ve TIR artık bizden soruluyordu… Avantajımız İbo’nun da bir motosiklet sevdalısı olmasaydı…
Daha faydalı daha zengin bir etkinlik için her şartta daha fazla şevkle işe sarıldık. Sayın Murat Köşger Akhisar Drag yarışlarında önemli anların peşinde…
Farklı yerlerde sanayi ve tamircileri de gezip ilginç görüntülerin peşinde koştuk…
Zaman geldi yolların eğimini desteklerle ayarladık, TIR’ımız yampirik durmasın diye…
Belli bölgelerde yine motosiklet sevdalısı grupların ziyaretiyle çok ama çok sevindik… Aydın’da Rüzgar Avcıları grubu bizleri mutlu etti gelmeleriyle… Teşekkürler…
Motosikleti hayatının sevinci haline getirmiş ustalarla tanıştık. İşte sevdası ve ortaya çıkardığı prototipi… Aydınlı Arif ustamız… Saygılarımız sonsuz, şapka çıkardık önünde…
Gerçekten unutamayacağımız güzellikte otellerde kaldık. Zamanın sabitlendiği ve insanın huzurla dolduğu ortamlarda… Urla’daki evimiz…
Akşamları ekibin iletişim sorumluları günlük raporlarını ilgili merkezlere satır satır geçiyorlardı. Ben de onlarla dalgamı geçiyordum, yaşasın emeklilik…
Tabii hep iş olmaz, bazen de dağlara denizlere kaçıp moral topluyorduk. Mesela Spil Dağı gibi… Ekip motivasyon turunda…
İnegöl’deki etkinliğimizde okullar arası folklor şenliğinin tam ortasında kaldık. Miniklerin coşkusu bizi de sardı… Gerçekten harika bir ülkemiz ve insanımız var…
Öyle işini seven bayiiler gördük ki; servis salonlarının bekleme bölmelerinde farklı motosiklet motorlarının kesim modellerini aksesuar olarak meraklılara sergiliyorlardı… Helal olsun…
Arada kaçamaklara devam edip birbirinden güzel turistik yerlerin ziyaretine de gittik. Pamukkale hâlâ tertemiz traventenlerini meraklılara cömertçe sunuyordu…
Kuşadası devasa turist gemilerinin günübirlik ziyaretleriyle şenlenip cıvıl cıvıl bir sevinç merkeziydi. Biz de tam bir avuç özgürlük sembolü olan bu güvercin anıtının önüne koyduk TIR’ımızı…
Muğla’nın merkezinde 19 Mayıs şenliklerinin orta yerine TIR girmese bile biz tezgâhımızı kurduk. Güvenlik birimlerinin arasında motosikletler ve sevgili DJ Murat Köşger… Akşam vakti de usta yorumcu büyük ozan Sadık Gürbüz konseri vardı.
Kısa birkaç günlük molanın fırsatını Sakarya Motosiklet Kulübü’nün Poyrazlar Festivaline kaçarak değerlendirdim. Geçen seneden başlayan dostlukların devamını görmek sevindiriciydi…
Yeşilin binbir tonu ve kamp ateşinin yıldızlara karışan kıvılcımları arasında hayatın ve motosikletin tadını doruklara taşıdım…
Motorun üstünde olmadığın zamanlar çadırının içinde olacaksın, motosikletin de yanında bulunacak… Gerisi hikaye…
Onlar Rüzgârın Çocukları, sıkıdır dostlukları…
İnsanın ailesinden çok fazla kimse kalmayınca geriye, elde olanları da gittiğin yere sürüklüyorsun peşinden… İşte kardeşim ve ailesi ile eski dostlar beni yalnız bırakmadılar…
Kamp alanına daha geç vakitlerde de katılımlar devam etti, yeni komşular eskimeyen dostlar…
Ve sisli bir Pazar sabahında yine yolda olmak için kamp alanına veda…TIR beni bekler…
Bu sefer istikamet güney Marmara tarafları ve tabii ki en yakın doğal ortam neredeyse ben de oradayım ekip arkadaşlarımla beraber, Oylat kaplıcalarının yemyeşil çevresinde işimize devam…
Oradan Çanakkale Çan ve Biga… Yine nefis bir otelde kaldık, iç içe iki avlunun süslediği eski konakların restorasyonu ile tarihin o mistik dokusunu tutabilmek… İşte zaman yolculuğu…
Daha ilk günümüzde fırtına ve dolu ile karışık yağmur panayır alanını dağıttı. Biz ise bunu TIR’ımızın üstünden böyle resimledik. Dolu taneleri nohut gibiydi…
Sonraki günlerde havanın açması ve bize destek veren gönüllü gençlerimizin katılımıyla zirve yaptık, motosiklet sevdalarının görsel yansımalarıyla… Teşekkürler gençler…
Sabah erken kalkıp Karabiga taraflarına kaçıp denize girdik. Motosikletle TIR’ın peşinde veya önünde gitmek bu geziyi çok daha zevkli hale getirdi…
Servisin bize tahsis ettiği 250 cc Cross motor ile de kaptanımız bize eşlik etti. Eski bir motorcu olması ekibin daha bir sağlam yapı kazanmasına çok yaradı.
Hatta öyle bir güzellik yaptı ki kaptanımız, motosikleti sevmesine rağmen A2 alma şansı bulamamış Murat’a Cross kullanma teknikleriyle ilgili çok kısa bilgiler bile verdi.
Tabii böyle değerli bir fırsatı da sevgili Murat çok iyi değerlendirdi. Motoru altından alamadık desem yalan olmaz…
Dağ tepe Karabiga’nın her yerine gittik, gerçekten memleketimizin her cm karesinde ayrı bir güzellik, ayrı bir tarih ve tad var…
Belki şimdi hayatta olmayan anneciğimin Çanakkale Bigalı olması belki de gerçekten bu ortamlarda çok daha mutlu olmamdan dolayı çok sevdim Karabiga’yı, 40 sene önce gelmişliğimin çocukluk anıları canlandı belki de… Beklilerle dolu dolu bir geçmiş tazelemesi yaptım… ama değdi…
Geride kalan uzun yolların ve etkinlik yaptığımız adreslerin sadece tatlı bir hatırası olarak zamana ağ ören bu örümcek gibi ortada asılı duruyoruz. Daha gidecek çok yol var…
Akşama doğru çay içip balık yedik. Zaten motosiklete sevdalanmanın temeli bir yerlere varmak değil, yolda olmak…
Hep yolda kalmanın huzuru ve güveni ile tekrar İstanbul’a çevirdim rotayı…
Kısa bir molayı Ağlayan Çınar mevkiinde verdim. Bir huzur ve mutluluk duraklaması…
Son bir kere daha yan yana geldiğimiz kader birliği yaptığımız TIR ile resmimizi çekip yollara sardık eve dönmek için, sanki dönecek bir evimiz varmış gibi…
Motorcunun açık adresi; Motorunun üzeri, çadırının içidir…
Yalova taraflarına gelince uzun zamandır; kaza geçirdiği için sitelerde ve etkinliklerde görünmeyen Ergün kardeşimi aradım, Speedygonzales nickli bu arkadaşımı sağlığına kavuşmuş görünce çok mutlu oldum. Yalova Motofest’te görüşmek üzere ayrıldık…
Sonuç olarak yine istemediğim dönüşlerdeyim, yüreğimi Ege’de bırakıp, bedenimi yükledim motoruma… Umarım bu son olur dönüş yaşadığım bu koca kente… Birgün hiç dönmemek üzere, hep motosikletimin üzerinde, çadırımın içinde olacağım ortaca bir yerlerde kalmak dileğiyle tüm motosiklet sevdalısı dostlara kucak dolusu gönül dolusu selamlar… _________________
Kayıt: Jan 25, 2004 Mesajlar: 564 Nereden: Buca-Yzmir
Tarih: 13.06.2008 - 06:57 Mesaj konusu:
hulk;
Sana ancak izmir ve kuşadasında rastlayabildim..
kısa kısa görüştük ama iyi sohpet oldu..
Her zaman bekleriz......
kendine iyi bak... _________________
muğla ortacada görüştüm tırı hatta Kanuni Ortaca bayii Güçlü motor ömer beyin davetlisi olarak bende ekipteki SS ci arkadaşlarla katıldım güzel bir gündü. _________________
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız